BOŞLUKLAR VE BEN
"Geçecek bi tanem geçecek. Her şeyin geçtiği gibi.
Kıyılarına vurup duran bir deniz var içinde. Durulacaksın."
Ne anlatmalıyım sana. Yüreğim acıyor. Ellerim sıyrık içinde...
Yenildim. Yine bilmem kaçıncı kez yenildim. Yeminlerim, asık
yüzlü kararlarım, asla olmazlarım....... hiç biri kar etmedi. O,
gelişi hep bilinen ama çaresiz teslim olunan kasırga gibi.
Direnmeyeceğim. Bir idam mahkumu gibi teslim olacağım.
Kimse yok, ellerimi bırakma, düşeceğim..."
Gece kanıyor sessiz ve derinden. Yüreğim iki parça, ay gibi.
Ellerim kanıyor, sar onları. Ellerim sana kanıyor, tut
onları.......tutabilirsen. Sorularına cevap alamamayı sevmezsin
ya, aslında hep cevaplarını bilmediğim sorular var hayatta.
Durmadan onları soruyorsun. Oysa konuşacak ne çok şey var. Şu
huzursuz insan kalbinin sukun bulduğu cennet bahçelerinden söz
etmek isterdim mesela. Kalbim sakinleşirdi belki. Sonra
masallardaki peri kızlarından bahsetmedik. Hani hep bir sırları
vardır da ifşa ederlerse bir güvercin olup uçup giderler.
Gülüyorsun içinden, "Peri kızı mı sanıyor bu kendini?",
diyorsun. Biliyorum. Ama sen bilmiyorsun...
Hayat; benim için boşlukları doldurabilme becerisi
Geceyi kanatıyor bakışların. Sessizce iniyor üstümüze rahmet.
Taa derinlerde kimsesizlik. Ben mi? Ben boşlukları dolduruyorum;
boş sandalyeleri, boş saatleri, fill in the blanks'le belirtilen
kelime arası boşlukları, avare boş gönülleri... Eyvallah
etmiyorum ne sana, ne neon ışıklı hayatlara ya, yine de bir
parçam kalıyor orada. Çekilmiyor hayat ya da çekemiyorlar bizi,
bilmiyorum. Boş ver. Saçlarını okşayıp, dudağındaki tebessüm
oluyorum, usulca kalbine dokunuyorum sonra.
Ey aşk! Son hamleni yap şimdi. Hazırım...
Yoruldum. Dipsiz bir kuyuya düşüyor gibiyim. Çırpındıkça daha
hızlı, daha hızlı düşüyorum. Tutunmaya çalıştıkça parçalanıyor
ellerim. Ey aşk, hadi gel! Buradayım. Yeter uykusuz gecelerim,
yürek çarpıntılarım, kor gibi yakan hasretlerle geçen günlerim.
Ne mümkün sevgili ve ne mümkün toprak. Ey aşk! Hazırım. Son
hamleni yap şimdi....