|
Bedava Seks
Benzin istasyonunun önünde bir afiş: "Depoyu dolduran lotaryada tutturursa
bedava seks kazanıyor." İki kafadar benzinciye "Doldur depoyu" der, sonra bedava
seks için lotaryaya talip olur... Benzinci sorar: - "Kafamdan bir sayı tuttum,
bilirseniz bedava seks..." "Üç" derler... Benzinci, "Bilemediniz, ben beş
tutmuştum." Bir hafta sonra iki kafadar yine gelir, depo yine doldurulur, yine
lotarya... Bizimkiler "Yedi" der. Benzinci "Olmadı, ben altı tutmuştum". Üç gün
sora yine depoyu doldururlar, yine lotarya... "Iki" derler, benzinci "Bir" der.
Kafadarlardan biri arkadaşına açılır: "Yahu bu bizi kandırıyor galiba, hep başka
rakam söylüyor. Hile yapmasın?" Diğeri cevap verir: "Yok canım kızkardeşim arka
arkaya iki kere kazandı."
Sultanın göğüsleri
Ahmet sarayın hizmetkarlarından biri.. Yıllardır Kraliçeyi görür ve onun
göğüslerine hayran olurmuş.. Artık bir saplantı halini almış Kraliçenin
göğüslerine dokunmak.. Tüm cesaretini toplayıp haremağasına açılmış.. - "Bana
sultanın göğüslerini koklat. Ömür boyu biriktirdiğim bin altın senin" demiş.
Harem ağasının aklı yatmış bu karlı işe. Kenar mahallelerde tanıdığı bir simyacı
- büyücü karışımı bir kadın varmış. Ona gidip bir losyon hazırlatmış ve bu
losyonu, sultanın o gün banyodan sonra giyeceği korsaya iyice sürmüş. Sultan
çıplak tenine korsayı takınca, losyon etkisini hemen göstermiş. Göğüsleri yangın
yeri gibi yanmaya başlamış. Saray doktorları merhemlerle, ilaçlarla çare
bulamamışlar. Sultan acıdan, kaşıntıdan, yanmadan ölecek. Harem ağası ortaya
çıkmış ve padişaha "Saray hizmetkarlarından Ahmet, derdinize derman olabilir.
Onun salyası, herşeye iyi geliyor. Tek çare, Ahmed'in dili. Kraliçemizi ancak o
kurtarır, eğer siz izin verirseniz" demiş. Padişah çaresiz çağırmış Ahmet'i
hareme. Ahmet bir saate yakın sultanla yalnız kalıp muradına ermiş. Ne var ki
söz verdiği halde 1000 altını harem ağasına vermeye yanaşmamış. "Bu olayı
açıklarsan ikimizin de kellesi gider. Bunu göze alamazsın. Hadi bakalım, çek
arabanı" demiş, haremağasına. Çok kızmış harem ağası.. Öyle kızmış ki.. Ertesi
gün aynı yakıcı losyonu padişahın, banyodan sonra giyeceği donuna iki kat
sürmüş...
Delik
Bu dünyada iki samimi arkadaş varmış. Bunların dünya görüşleri birbirlerine
tersmiş. Biri, namazında niyazında, dünya malında gözü olmadan, içki içmeden,
karı kızla yatmadan camiden çıkmaz, öteki ise onun yapmadığı her şeyi yapar
yaptıklarını yapmazmış. Derken sefahat düşkünü erkenden ölmüş. Aradan yıllar
geçtikten sonra sofu olan da ölmüş. Sofu dogrudan cennete gitmiş. Ağaçlar
altında yatıyor yiyor içiyormuş. Aklına arkadaşı gelmiş. Meleklere sormuş
cehennemde oldugunu isterse ziyaret edebileceğini söylemişler Bu da kalkmıs
arkadaşını ziyarete gitmiş. Bir de ne görsün arkadaşının elinde nadide Fransız
şarabı, koynunda cennette bile bulunmayacak derecede güzel bir kadın. Sofu
hayretle "Bu nasıl iş? Sen dünyada da sefa sürdün burda da sürüyorsun. Nerede
Allah'ın adaleti?" diye sormuş. Arkadaşı derin bir ah cekerek "bu benim için
büyük işkence" diye yanıtlamis. Sofu yeniden "bu nasıl işkence?" diye sormus.
"Sorma.." demiş arkadaşı "bu şişeyi görüyor musun? Bunun dibi delik"; "Ya o
güzel kadın?" diye atılmış Sofu. Cehennemdeki arkadaşı iç çekerek "Ah, ahhh,
Onun da dibinde delik yok" demiş
Genel müdür
Bir şirkette genel müdür olarak çalışan bir adam, eksiksiz bir sağlık
kontrolünden geçmek üzere doktora gider. Doktor, hastaneye yeni bir bilgisayar
sistemi aldıklarını ve bu sistem sayesinde küçük bir idrar tahlili ile "full
check up" yapabildiğini söyler. "Harika" der bizim genel müdür de, "başlayalım
öyleyse". Doktor, adama bir cam kavanoz vererek idrar için tuvalete gönderir.
Bizim adam bir süre sonra, kavanozu dolu olarak geri getirir. Doktor,
kavanozdaki numuneyi bilgisayara bağlı küçük bir konteynere döker. Bilgisayar
ilginç sesler çıkartarak çalışır ve bir süre sonra yazıcısından uzunca bir döküm
alınır. Doktor yazıcıdan gelen çıkışları uzun süre incelemeye koyulur. Adam
dayanamayıp sorar: "N'oldu doktor, bir terslik mi var?", "Bilgisayarın verdiği
sonuçlara göre.." der doktor; "bir terslik yok, ama tenisten mütevellit sağ
bileğinizde bir kavis oluşmuş". "Yapmayın doktor" der bizim adam, "ben meşgul
bir adamım; ne tenis ne de golf oynarım. Bütün bunları yapacak vaktim yok; nasıl
olur da sağ bileğimde tenis oynamaktan bir kavis oluşur?". Bunun üzerine doktor,
bilgisayarın şimdiye kadar hiç yanılmadığını, asla hata yapmayacağını söyler ve
"ancak" der; "içinizin rahat etmesini istiyorsaniz, bu steril kavanozu yanınıza
alıp eve götürün. Sabah kalkar kalkmaz da lütfen test için gerekli idrarı yapın.
Sonra, doğruca buraya gelin, sizden ekstra bir ücret almadan testi yineleyelim".
Bizim adam, "tamam" der ve arabasına atlayıp evin yolunu tutar. Bilgisayarın
koyduğu teşhis canını sıktığı icin, bilgisayarlara hiddetlenir. Bütün dünyayı bu
aptal makinelerin ele geçireceğini düşünür ve hiddeti daha da artar. Eve
vardığında, bilgisayarın "aklını başına getirmeye" karar vermiştir. Arabadan
iner inmez, kavanoza biraz idrar yapar ve sonra da; arabasının kaputunu açıp
karterden bir kaç damla motor yağı alıp kavanozun içine damlatır. Eve girince de
olup biteni karısıyla kızına anlatır. Onlardan da kavanoza bir miktar idrar
yapmalarını ister. Onlar da bizimkinin isteğini yerine getirirler. Ertesi sabah,
bizim genel müdür uyanır uyanmaz eline bir playboy alip bilgisayar için
tasarladığı son hinliği yapmak üzere, kavanozuyla birlikte tuvalete girer. 15
dakika sonra tuvaletten çıktığnda yüzünde mutlu bir gülümseme vardır. Doğruca
hastanenin yolunu tutar. Doktor, kendisini selamlayıp nasıl olduğunu sorar.
Yüzünde hin bir gülümseme ile, "iyiyim doktor, iyiyim" der bizim adam. Doktor,
bir yandan kavanozdaki numuneyi bilgisayarın konteynerine dökerken; bir yandan
da, "formunuzda gözüküyorsunuz bu sabah" der. Az sonra bilgisayar yeniden tuhaf
sesler çıkarmaya başlar. Birkaç dakika sonra da uzunca bir kağıt çıktısı gelir
yazıcıdan. Doktor, bilgisayardan gelen belgeyi titizlikle incelerken, bizim adam
"bakalım senin bilgisayar bugün ne diyor doktor?" der, sinsi sinsi gülümseyerek.
"Hımm..." der doktor "Bilgisayarımıza göre, arabanızın yağ değişim zamanı
gelmiş, kızınız hamile, karınız da bel soğukluğuna tutulmuş. Ayrıca, tuvaletlere
girerken yanınıza böyle ha bire Playboy almaya devam ederseniz, bileğinizdeki
kavis daha da kötüye gidecek".
Nerde o ibne
Hollywood'da bir parti veriliyor,güzel bir evde. Partinin sahibi partiye heyecan
ve değişim katmak için mikrofonu eline alıp başlıyor: -Arkadaşlar akvaryumdaki
iki piranayı bu havuza atacağım. Havuza atlayıp karşıya çıkan arkadaş şu
gördüğünüz sarışınla sabaha kadar eğlenebilir. Kimsede ses seda yok. -Bu esmeri
de sunuyoruz. Yine kimsede ses yok. -Bu kumral bayanı da hadiye ediyoruz. Yine
ses yok. -Bu ibneyide veriyoruz. Slaaaaaşş!... Adamın biri suda hızla yüzüyor ve
karşıya geçiyor. Tekrar koşup havuzun öbür kenarına geliyor: -Nerede o ibne?
-Beyefendi o havuzun karşısında.. Adam şaşkın şaşkın: - O değil, Beni havuza
iten ibne nerede?
Yumuşak nesne
Merhum Hoca Nasreddin’e bir gün Şeyyad Hamza “Be Hoca, senin kemalin alemde hep
maskaralık mıdır, der. Hoca da “Yiğide bir hüner yeter, ya senin hünerin nedir,
diye cevap verir. Hamza da “Benim hünerim çok, kemâlime nihayet yok” der. “Her
gece gökyüzüne çıkarım, aşağıdan yukarı el vururum.” Hoca “Elini vurduğun zaman
yumuşak bir nesne gelir mi, diye sorar. Hamza da “gelir” deyince, “İşte o benim
taşaklarımdır” diye cevap verir.
Avcı mısın?
Avcımız avlanmaya çıkar dağa tepeye.. Bir bakar ki bir ayı karşısında.. Çeker
tüfeğini ateşler ama tüfek tutukluk yapar.. Napsın, kaçmaya başlar, ayı da
peşinde.. Ayı yakalar bunu, bir güzel becerir.. Avcımız hırs yapar, öldürecektir
illa ki bu ayıyı.. Bir müddet sonra bir daha görür ayıyı, çeker tüfeği, basar
tetiği yine tutukluk yapar; bizimki kaçar, ayı peşinde, yakalar ayı bunu, bir
daha becerir.. Avcımız iyice hırslanmıştır illa ki vuracaktır ayıyı.. Takılır
ayının peşine, görür, çeker tüfeği basar tetiğe yine tutukluk yapar, ayı bunu
bir daha yakalar bir daha becerir.. Bu olay gün boyunca tekrarlanır.. Artık
avcının dayanacak gücü kalmamıştir, hayat meselesi olmuştur bu, son bir defa
daha bakar ayı karşısında.. Çeker tüfeği basar tetiğe ve tüfek yine tutukluk
yapar.. Ayı yakalar bunu ve der ki: - "Ya kardeşim avcı mısın, i*ne misin?"
Hangisi?
Adamın biri iş müracaatına gitmiş. Bir grubun önünde görüşmeye almışlar. "Şimdi
sana bazı sorularımız olacak bakalım bilebilecek misin?" demişler; adam da
"sorun" demiş. "Yolcu taşır, karayolunda gider, şoför kullanır bil bakalım bu
nedir?" Adam düşünmüş ve "yolcu otobüsü" demiş. "Tamam doğru ama hangi marka,
Mercedes var, Mitsubishi var di mi? Bilemedin ama sana bir şans daha vereceğiz"
demişler. "Söyle bakalım havada yolcu taşır, pilot kullanır bu nedir?" Adam
hemen cevaplamış "yolcu uçağı"; "Tamam ama" demişler "Boeing var, Airbus var di
mi hangisi?" Bunu da bilemedin deyip iş görüşmesini bitirip adamı
gönderirlerken, adam dönmüş demiş ki "Bir soru da ben sorabilir miyim?" "Tabi
buyur sor bu en doğal hakkın" demişler. "Kadınların iki bacağı arasında bulunur,
üremeye yarar nedir bu?" demiş. Hemen herkes o malum kelimeyi söylemiş; adam
"tamam bildiniz ama ananınki var ebeninki var di mi hangisi?..."
Hava Durumu
Adamın biri bayağı günah işlemiş.Bir papaza günah çıkartmaya gitmiş. "Papaz
efendi ben çok günah işledim. Mesela dün komşunun küçük kızı geldi. Yağmur yağdı
şimşek çaktı ben bir günah işledim." "Allah affeder oğlum".. "Önceki gün de
büyük kızı geldi. Yağmur yağdı şimşek çaktı ben bir günah işledim." "Allah
affeder oğlum".. "Daha önceki gün de komşumun karısı geldi. Yağmur yağdı şimşek
çaktı ben bir günah işledim." Tamam oğlum Allah affeder affeder de, sen yavaş
yavaş gitsen. Hava da bozmaya başladı zaten.
Kurşun
Bir gün hamile bir kadın mağazada alışveriş yaparken, bir çatışma çıkar ve
vurulur. Hemen hastaneye kaldırırlar. Doktor ameliyat sonrası kadına:
"Hanımefendi hayati tehlikeyi atlattınız. Ancak iki kursunu çıkaramadık.
Bunlardan biri doğacak olan kız çocuğunuza diğeri ise erkek çocuğunuza isabet
etmiş. Şimdi çıkarırsak ölürler. Ancak üzülmeyin ileride bu kurşunları
vücutlarından atarlar. Kadın doğum yapmış. Çocuklar sağlıklı. Aradan yıllar
geçmiş. Kız çocuğu bir gün bahçede oynarken "Anne anne çabuk gel" diye bağırmış.
Annesi telaş içinde "Ne oldu kızım?" diye kosmuş. "Bak anne vücudumdan bir demir
parçası çıktı. Kadın sevinmiş: "Telaşlanma. Doktor amcan demişti. Bak kurşunu
vücudundan attın. Bundan birkaç gün sonra bu kez erkek çocuk bağırmış. "Anne
anne çabuk gel!" Kadın yine telaşla koşmuş: "Ne oldu oğlum?", "anne,
mastürbasyon yaparken kediyi vurdum!"
Pozisyon
Yeni evli iki çift gerdek gecesi sevişmek için hazırlanırken kadın birden eşine
- "Yapamayacağım", der.
Eşi sebebini sorduğunda
- "Bu papağan bana bakarken rahat davranamıyorum", yanıtını verir. Bunun üzerine
adam papağana doğru yönelir. Papağana
- "Şimdi arkanı dön. Eğer bizim tarafa dönecek olursan senin ananı mikerim" der.
Bunun üzerine papağan arkasını döner. Karı kocanın işi biter, sabah olur.
Papağanın arkası hala dönüktür. Çift ise balayına gitmek için
valizlerini toplamaya başlarlar. Fakat son bir parça valize sığmamaktadır.
İçeride şu diyalog geçer:
- "İttir ittir..."
- "Olmuyor ittiriyorum."
- "Biraz daha zorla, girdi girecek."
- "Dayanamayacağım, gücüm kalmadı."
- "Ha gayret, sık dişini, az kaldı giriyor."
- "Yok bu böyle olmayacak.Ben en iyisi gardolabın üstüne çıkıp oradan atlayiim,
belki o zaman girer."
Bunun üzerine papağan arkasını dönerek
- "Valla diil anamı, sülalemi mikseniz bu pozisyon kaçmaz..."
Revised :Pp
Kaykay
Üç adam ölür ve cennete giderler. Sorgu meleği birincisine sorar, "Seni cennete
yollamadan önce sana bir sorum var: Karına karşı sadık oldun mu?" Adam yanıtlar;
"Evet, asla bir başka kadına bakmadım." Sorgu meleği, "Şuradaki Rolls-Royce'u
görüyor musun? O senindir. Cennetteyken kullanabilirsin.." Sorgu meleği ikinci
adama da aynı soruyu sorar ve şu cevabı alır; "Bir kez karımı aldattım ama bunu
ona itiraf ettim. Beni bağışladı ve mutlu yuvamızı kurtardık." Bunun üzerine
sorgu meleği, "Şuradaki Mercedes'i görüyor musun? Cennetteyken onu
kullanacaksın.." der ve üçüncü adama da sorar, "Karını hiç aldattın mı?" Adam
yutkunur ve şöyle der; "itiraf edeyim ki; bulduğum her kıza asıldım ve her
fırsatta onlarla yattım, birçoğu ile beraber oldum. Üzgünüm." Sorgu meleği; "Ehh"
der, "Ama temelde iyi bir adamsın. Şuradaki eski vosvos'u görüyor musun?
Cennette onu kullanacaksın." Bunun üzerine üç adam vedalaşır, arabalarına atlar
ve kendi yollarına giderler. Birkaç hafta sonra ikinci ve üçüncü adam birlikte
gezerlerken barın önünde birinci adamın Rolls-Royce'unu görürler. Bara
girdiklerinde adamın perişan bir halde, etrafındaki boş şişelerin arasında salya
sümük oturduğunu görürler ve şaşırırlar. "Heyy! ne oldu sana?" der ikinci adam,
"Cennettesin, altında bir Rolls-Royce var, hersey mükemmel ama sen niye bu
haldesin?" "Bugün karımı gördüm!" der birinci adam. Diğerleri; "Aaaa! ne kadar
güzel, peki derdin nedir?" diye sorarlar. Adam içini çekerek konuşur, "Kaykay'la
dolaşıyordu..."
Amerika
Temel ve Dursun bir gün ellerinde sazla Amerikaya giderler. Bayağı dolaştıktan
sonra yorulurlar ve uyurlar. Sabah kalktıklarında etraflarında bir sürü
kızılderili görürler, çok korkarlar.. Temel Dursun'a "Dur bunlar hayatta saz
görmemiştir, bi saz çalayım da kaçsınlar" der. Temel'in sazı çalmasıyla
kızılderililer hızla kaçarlar. Dursun "vaay sen bunları sadece bir sazla
kaçırdın... o zaman buranın adı TEKSAZ olsun" der. Ertesi gün uyurlar;
uyandıklarında gene karşılarında kızılderilileri görürler. Bu sefer Temel "dur
başka bi yöntemim var" der ve güçlü bir sesle osurur. Ve adamlar kaçmaya
başlarlar. Dursun da "mademki adamları osurup ta kaçırttın buranın adı LAZVEGAZ
olsun" der. Ertesi gün dolaştıktan sonra tekrar uyurlar; sabah kalktıklarında
etraflarında gene kızılderilileri görürler. Bu sefer Dursun "bi de ben saz
çalayım de korkup kaçsınlar" der. Dursun sazı çalar ama kızılderililer korkmaz
ve sazı Dursun'un ?ötüne sokarlar. Temel de "ehe...bu sazı senin ?ötüne soktular
o zaman buranın adı ARKANSAZ olsun." der |