|
Elbette bu yazıyı okuyacak olanlar arasında tıp
literatürüne aşina olanlar ve doktorlar da
bulunacaklardır. Ama bu gruba dahil olmayan
bizler için küçük bir ön açıklama ile
Balkanların en son kanlı perdesinde nelerin
olduğunu anlatmak istedik.
Tıp adamlarının iyi bildiği üzere Hemofili
kanamanın durdurulamaması ve pıhtılaşamamasına
neden olan ve sadece erkeklerde görülen, ama
kadınların taşıyıcılığı sonucunda doğurdukları
erkeklerde ortaya çıkan bir hastalıktır.
Balkanlar da yüzyıllardır kanayan bir yara
olarak bir hemofili hastası profilini
göstermektedir. Daima hasta yatağında, daima
huzursuz ve daima birilerinin müdahalesine
ihtiyaç duymaktadır. Müdahaleler kısa vadelidir
ve yenilenmesi gerekir. Eğer Balkanlar bir birey
olsaydı; hiç şüphesiz ki tıp literatürüne
"Balkan Hemofilisi Vakası" olarak geçen bir
terim de kalın tıp kitaplarında yerini alırdı.
Ancak dış ilişkiler ve devletlerarası hukuk
tıbbın aksine nadiren teorilerle bağdaşık bir
pratik gösterir. Zira Balkanlar'daki olaylar her
zaman için siyasal bilimler okullarını ve
günümüz diplomatlarını yetiştiren profesörlerin
teorilerini bir kalemde hiçe saymaktadır.
1940'ların sonundan 1980'lerin sonuna dek
oldukça yapay bir yapıyla ve sadece ideolojinin
ve İkinci Dünya Savaşı'nda bir arada savaşmış
olmanın bir araya getirebildiği bu birbirinden
pek de farklı olmayan ama birbirleriyle hep
gırtlak gırtlağa gelen insanlar grubunun en son
sahneye çıktığı yer ise Makedonya...
İşin en ironik kısmı ise, Makedonya'nın
Yugoslavya'dan bağımsızlığını kazanmasının
neredeyse tek kurşun atmasıyla gerçekleşmiş
olması. Slovenya'nın bile ayrılmak için milis
güçleriyle ufak çaplı bir gövde gösterisi yapmak
durumunda kaldığını (dikkat ederseniz Boşnak ve
Hırvatlara hiç değinmiyorum) göz önüne alacak
olursak Makedonya'nın bağımsızlığını kazanması
cidden oldukça hafif ve kolay bir girişim
olmuştur. Elbette ki bunun ardında Sırplarla
dini bir birlik (Ortodoks Hristiyanlık) ve ortak
tedirginlik olarak değerlendirilen Kosova
Arnavutlarının varlığı da önemli bir unsur
olmuştur.
Makedonya'nın tanınması ise daha zor
gerçekleşmiştir. Özellikle Yunanistan'ın yeni
kurulan devlet ismine kendisinden toprak talebi
geleceği kaygısıyla uzun süreyle muhalefeti
aşılamamış; tıpkı birbirleriyle rekabet
halindeki benzer firmaların isimlerinin önüne
"öz" ve "hakiki" gibi sıfatlar yakıştırılmasına
ya da bir kuaför ya da berberin eski çırağının
kendisine dükkan açarak, "ABC kuaför'ünden Ali"
gibi bir tabela asmasına benzeyen diplomatik bir
manevra ile "Eski Yugoslav Cumhuriyeti"
Makedonya adıyla bu devlet ortaya çıkmıştır.
Makedonya, önüne çıkan Bosna, Hırvatistan ve
Kosova'da yaşanan ve NATO'nun müdahil olduğu
çatışmalardan faydalanarak ülkesine Amerikan
askeri daveti kabul edilerek ve Batı'dan yardım
alarak belirli ölçüde ekonomisini düze çıkarmış
ve gelişmiştir. Ancak, Makedonya, ne yazık ki,
ülkesinin Balkanların ufak bir minyatürü olduğu
gerçeğini unutan, ya da Batı'dan aldığı
yardımlar ve toprak bütünlüğünün
vazgeçilmezliğinden cesaret almış liderlerce
yönetilmeye başlanmıştı.
Makedonya başta Arnavutlar, Türkler, Pomaklar,
Yunanlılar, Bulgarlar, Sırplar, Yahudiler ve
Çingenelerden oluşan oldukça zengin bir etnik
yapıya sahiptir. Ancak Makedonya bu grup ve
cemaatlerin kendi dillerinde eğitim yapma,
üniversite kurma ve kamu memuriyeti edinme
haklarını görmezden geldi. Ancak Balkanlarda
aklı selim hiçbir lider Amerika'da İç Savaş
çatışmaları ya da bağımsızlık savaşındaki
muharebelerin temsili gerçekleştirmek için
insanların lacivert, gri ya da kırmızı üniforma
giydiklerini, Balkanlarda ise insanların
üniformalarını komşuları ile dövüşmek, hatta
daha da korkuncu aynı sokakta yanyana gezen bir
erkeğin diğer bir etnik gruptan kızın en ufak
bir çatışmada zorla ırzına geçebileceğini daima
hatırlar.
Makedon başbakanı Georgievski ise, Arnavutların
onbeş yıldan bu yana kendi dillerinde eğitim ve
kamu memuriyetine ayrım uygulanmadan alınması
taleplerini görmezden gelmiştir. Arnavutlar ise
Kosova'da çarpışmış olan kuzenlerinden yardım
istemişlerdir. Kosovalı milisler ise bunun
karşısında Makedon ordusunu bazı noktalarda geri
çekilmeye zorlayarak bazı sınır köyleri ve
Tetovo kentini ele geçirmiştir. Kumanova ve
Üsküp'e yakın bazı noktalara da akınlar
yapmıştır. Makedon Ordusu da ülkenin sınırlarını
ve birliğini korumak için hukuki olarak müdahale
hakkını kullanmış ve Arnavut milisleri Kosova'ya
çekilmeye zorlamıştır.
Ancak buna rağmen Slavların dışındaki diğer
etnik grupların taleplerini görmezlikten gelmeye
devam edince, Arnavutların sempatisini kazanan
Kosovalı milisler geri dönmüş ve çatışmalar
yeniden başlamıştır. NATO'nun ve Genel Sekreter
(Birinci Blair Hükümetinin Savunma Eski Bakanı)
Lord George Robertson'ın kişisel gayretleri ve
Avrupalı ve ABD'li diplomatların
çabasıylasağlanan ateşkesin sonucunda bir milli
mutabakat hükümeti oluşturulmuş ve
bakanlıklardan bazıları Arnavutlara verilmiştir.
Ancak çatışmaların durdurulması Georgievski'nin
tutumu ve karşılıklı provokasyonlar yüzünden
mümkün olmamıştır.
Makedon Hükümetinin web sitesine (www.gov.mk)
girdiğimde Arnavut bakanlardan birinin
üniversite eğitimini Kosova'da tamamlamış olması
da ilgimi çeken bir faktör oldu. Belki de,
Makedonya'da fırsatını bulamamış olmasındandır,
kim bilir? Ancak kesin olan birşey,
Georgievski'nin yapıcı tutumlar içerisine
girerek ülkesinin haklı bütünlüğünü korumasıdır.
Aksi takdirde, umutsuz "Balkan Hemofili
Vakalarından" bir diğerini hasta yakınlara
bildirmek zorunda kalan hekimlerden biri
durumuna düşmektedir. Balkanlarda ise hekim
başına düşen hasta sayısı hem çok fazla, hem de
vakalar oldukça kritik olmaktadır.
Makedonya Ülke Profili:
Ülke Adı: Eski Yugoslav Cumhuriyeti Makedonya (Macedonian
Republika Makedonija)
Yüzölçümü: 25,713 km kare
Komşuları: Sırbistan, Bulgaristan, Yunanistan,
Arnavutluk
Başkenti: Üsküp
Önemli Kentleri: Bitol, Pirlepe, Kumanova, ve
Tetovo
Din: Ortodoks Hristiyanlık, Müslümanlık
Dil: Makedonca (Resmi), Arnavutça, Türkçe
Temel İhraç Ürünleri: Demir-Çelik, Meşrubat,
Gıda, Ulaşım Araçları
Cumhurbaşkanı: Boris Trajkovsky
|