Özel Dosyalar : Doğa deprem habercisi mi?
 
 ANA SAYFA  |   ANA SAYFAM YAP  |  FAVORİLERİME EKLE !  |   REKLAM  |   BİZE ULAŞIN

KOMSU MENÜ
Sohbet Odaları
E-mail
Oyun
Mp3 Download
Logo Melodi
Rüya Tabiri
Hazir Sms Mesajlar
Güzeller Galerisi
İtiraf
Msn Messenger
iddaa
Sağlık
Cinsellik
Astroloji
Gazeteler
Şarkı Sözleri
Sinema
Ekran Koruyucu
Biyografi
Yemek Tarifleri
Rehber
Tatil




DOĞA DEPREM HABERCİSİMİ ? doğa deprem habercisimi - özel dosyalar - ozel dosyalar - özel dosyam - ozel dosyam - ozel dosya - özel dosya

 

 kategori: Özel Dosyalar

En son 17 Ağustos 1999 Marmara depremiyle uykumuzdan uyandık...

Türkiye'nin bir deprem ülkesi ve depremle karşılaşmanın kaçınılmaz olduğunu...

Türkiye'nin en büyük nüfus yoğunluğuna sahip şehri İstanbul, 325 yılından bu yana 12 büyük depreme sahne oldu.

Bunlardan en önemlileri, 1509, 1766, 1894 tarihlerinde gerçekleşti...

1509 Büyük İstanbul Depremi: Küçük Kıyamet

Merkez üssü Adalar yakınında olan depremde, 160 bin kadar nüfuslu kentte 5-6 bin kişi ölmüş, Fatih Camii, Galata Kulesi önemli hasarlar görmüş, dalgalar kent içlerine kadar yürümüştü !

10 Eylül 1509 depremi hemen Adalar önünde oluşmuş ve İstanbul'da büyük hasarlar yapmıştır. Bu deprem halk arasında Küçük Kıyamet olarak adlandırılmıştır. Makrosismik gözlemlerin ışığında bu depremin büyüklüğü Ms > 7.4'tür. Ambraseys ve Finkel (1990; 1995) bu depreme ait tarihsel verileri büyük bir titizlik içerisinde inceleyerek şu bilgileri sunmuşlardır:

Depremden 30 yıl önceki bilgilere göre, İstanbul ve Galata'nın nüfusu 160,000 civarındaydı ve 35,000 yerleşim birimi mevcuttu. Depremde nüfus oranı daha fazlaydı..

10 Eylül 1509 depremi sonucunda, 1000 ev yıkıldı ve 4000-5000 kişi hayatını yitirdi. Ölenler arasında Osmanlı Hanedanından 3-kişi vardı. Vezir Mustafa Paşa ve emrindeki 360 atlı süvari öldü. Bu tarihsel belgelerde, İstanbul ve Pera'da hasara uğramayan hiç bir evin kalmadığı rapor edilmiştir.

Bu deprem sırasında, şehir surları da oldukça büyük hasara uğramış, Eğrikapı'dan Yedikule'ye kadar yıkım gözlenmiştir. Ayrıca, Edirne kapısı, Silivri kapısı ve Yedikule gibi ana giriş kapıları ağır hasara uğramıştır. Ishak Paşa kapısı, Topkapı sarayı duvarlarının, Hastalar Kapısı ve Kayıklar kapısı arasında yıkıldığı gözlenmiştir. Söz konusu duvarlara yakın birçok evin denize battığı görülmüştür. Galata duvarları ve Galata kulesinde hasarlar gözlendi. Fatih Camisi'nde çok ağır hasar gözlendi. Minareleri, kubbesi, duvarları yıkıldı, demir parmaklıkları kıvrıldı. Sultan Beyazıt (İmaret) camisi, medreseler, Karaman pazarındaki birçok iş yeri, Davud Paşa mescidi, St. John Theologos kilisesi, Dikilitaş, Beşiktaş gibi birçok bölgede hasar gözlendi. Bazı belgelere göre, birçok kervansaray, hamam, mescid yıkıldı.

İstanbul ve Pera'nın bazı bölgelerinde, yerde yarılmalar, su ve kum fışkırmaları gözlendi. Deprem sonrasında oluşan dalgalar surları, Galata ve İstanbul'daki birçok duvarı aşmış ve hasar oluşturmuştur.

Depremden sonra yapılan tamirlerden anlaşıldığına göre, Anadolu Hisarı, Yoros Kalesi, Boğaziçi, Rumeli Hisarı, Kızkulesi, Haliç ağır hasar görmüş.

Heybeliada ve Burgaz adasında bir çok cami ve kilise ağır hasar görmüş. Çekmece'de bazı köprüler, duvarlar ve
Silivri kalesi hasara uğramış.

Gelibolu'dan Edirne'ye kadar birçok yerleşim birimindeki yapılar ağır hasar görmüş ve özellikle Çorlu halkı depremden sonraki korkudan dolayı iki ay kadar yeni yapılan evlere girmemiş. Bursa şehrinde kısmen hasar gözlenmiş ve İznik'teki bazı yapılar depremden sonra tamir edilmiş. Bolu şehrine ait surlar ve kuleler yıkılmış, fakat ölüm gözlenmemiş.

Bu depremin oldukça geniş bir bölgede, Yunanistan'dan Mısır-Nil Delta'sına ve hatta Avusturya'da hissedildiği rapor edilmektedir. Artçı depremler aylarca sürmüş ve büyük depremler Edirne'den Athos'a kadar hissedilmiş (En önemlileri: 23 Ekim 1509; 16 Kasım 1509; 10 Temmuz 1510 ve 26 Mayıs 1511). 10 Eylül 1509 depreminden sonra, Osmanlı Sultanı İmparatorluğun her bölgesinden toplattığı 66,000 işçi, 3000 ustabaşı ve 11,000 asistanı görevlendirerek imar işlerini başlatmış. Ayrıca, halktan deprem için özel bir vergi toplatmış, ve Mart-Haziran 1510 tarihleri arasında hasarlar tamir edilmiş.

1766 Yılındaki Büyük İstanbul Depremi

Küçük Kıyamet'ten (1509 Depremi) 257 yıl sonra:1766 depremi, Padişah çadıra çıkıyor

İzmit'ten Gelibolu'ya kadar uzanan Marmara fay hattını kıran depremde tsunami dalgaları oluştu, camiler Topkapı Sarayı ve anıtlar büyük zarar gördü.


22 Mayıs 1766 depremi Marmara denizinin doğusunda oluşmuş ve İzmit'ten Tekirdağ'a (Rodosto) kadar uzanan geniş bir bölgede büyük hasarlar yapmıştır. İzmit, Bursa, Edirne ve muhtemelen Gelibolu'ya kadar uzanan bir bölgede yüksek binalarda ve yapılarda hasar gözlenmiştir. Bu deprem sonucunda yüksek deniz dalgaları (tsunami dalgaları) oluşmuş, İstanbul boğazı ve Mudanya körfezinde önemli ölçüde hasar gözlenmiştir.

Bu depremi izleyen birçok artçı deprem rapor edilmiştir. En önemli artçı deprem muhtemelen aynı büyüklükte belki de daha büyük, 5 Ağustos 1766 Mürefte yakınlarında oluşmuştur. Gözlenen hasarın büyüklüğü ve etki alanından dolayı bu depreme ait oldukça fazla bilgi ve belge mevcuttur ve belki de Marmara denizi ve çevresinde gözlenen, en ince ayrıntısına kadar detaylı rapor edilmiş tarihsel depremdir. Osmanlı arşivlerinde bu depremin ardından İzmit ve İstanbul'da hasar gören cami ve külliyelerinde başlatılan onarım çalışmalarına ait belgeler mevcuttur. Özellikle Yunan kaynaklarında İstanbul'da bulunan yabancı ataşe ve elçilerin Avrupa'daki basın aracılığıyla rapor ettiği bu deprem doğrulanmaktadır. Çok ilginçtir bu depremden 11 yıl önce oluşan ve Lizbon (Portekiz)'u harabeye çeviren büyük deprem ile olan ilişkisi ve depremlerin oluşumu hakkında oldukça fazla spekülasyona sebep vermiştir.

22 Mayıs 1766 depremi Kurban bayramı'nın üçüncü günü gün doğuşundan yarım saat sonra perşembe sabahı oluşmuştur. Rapor edildiği üzere Güney-Kuzey doğrultusunda hissedilen yeraltı gürültülerinden sonra yaklaşık 2 dakika süren ana depremıden 4 dakika sonra daha küçük ölçekli bir deprem oluşmuştur. Deprem'den hemen sonraki ilk kayıtlara göre İstanbul'da 850'den fazla ölü ve birçok yaralı rapor edilmiştir. Ancak, ölü sayısının az olması depremin sabah namazını takiben camiler boşaldıktan sonra oluşmasına bağlanmaktadır. Maalesef, yıkımlar arasından daha sonra çıkarılan ölü sayısının toplam 4.000-5.000 civarında olduğu rapor edilmiştir.

İstanbul'daki hasar oldukça geniş bir alanda gözlenmişti. Galata ve Pera 'daki önemli hasarların yanısıra Boğaziçi'ndeki köylerdede nisbeten küçük oranlarda hasar gözlenmiştir. İstanbul'u çevreleyen surlar , özellikle Yedikule ve Eğrikapı arasında önemli ölçüde yıkıldı. Yedikule'deki bir-iki kule yıkıldı, Edirnekapı hasar gördü ve Bahcekapısı ve Odunkapısı'nın çöktüğü rapor edilmektedir.

En önemli hasar Fatih Sultan Mehmet camisi ve külliyesi'nde gözlendi. Caminin kubbesi, imaret ve medrese çöktü. Medrese'de eğitim gören 100'den fazla öğrenci yaşamını yitirdi. Depremden sonra caminin onarımı oldukça zaman aldı. Sultan Ahmet Camisi'nin minaresi yıkıldı ancak Ayasofya ve diğer camiler (Selimiye, Süleymaniye, Şehzade, Valide ve Nuruosmaniye ve Laleli) hafif hasar ile bu depremden etkilendiler. İstanbul'daki bu yıkımlar yabancı ateşe, elçiler ve misyon şeflerince de rapor edilmiştir. Bu depremden kiliseler de oldukça etkilenmiş olmasına rağmen, ayrıntılı kayıt pek yoktur.

Topkapı Sarayı' ndaki ağır hasardan dolayı osmanlı sultanı saray bahçesindeki çadırında uzunca bir süre ikamet etmek zorunda kaldı. Saray'daki mutfak ve bacaları tamamen yıkıldı. Eski saray bahçesinde bulunan cezaevinin duvarlarının yıkıldığı ve savaş esirlerinin kaçtığı ayrıca rapor edilmiştir. Kadırga 'daki sarayın onarımı ve Beşiktaş'taki saray'ın
duvarlarındaki yıkım kayıtlarda yer almaktadır. Bu depremde ayrıca birçok han yıkıldı, özellikle Vezir Hanı harabeye döndü ve birçok ölüme sebep oldu. Hırkacılar,Şekerciler, Baltacılar, Çuhacılar ve Kalpakçılar hanları ağır hasar gördü. Kapalıçarşı, Örücüler çarşısı ve Mercan Ağa'daki yıkımlar, Yerebatan sarnıcı ve askeri birliklerde hasar rapor edilmiştir.
Ayrıca, şehir su şebekesinde ve kanallarında kırılmalar gözlendi.

Galata ve Pera 'nın önemli bir hasar almadan bu depremden etkilendiğinin rapor edilmesine rağmen, Pera'da birçok duvarın ve bacaların yıkıldığı gözlenmiştir. Galata kıyılarındaki birçok yerleşim birimini ve daha kuzeyde İstinye koyunda yıkımlar oluşmuştur. Bu depremde İstanbul'un 22 km kuzeyindeki Ayvadbend barajı hasar gördü.

Depremde ki hasarın daha çok İstanbul'un batısında yoğunlaştığı rapor edilmiştir. Çatalca, Küçük-Büyük Çekmece, Kumburgaz, Burgaz, Lüleburgaz, Çorlu ve Tekirdağ (Rodosto)'da deprem hasarlarının gözlendiği güvenilir kaynaklarda yer almaktadır. Tekirdağ'ın daha batısında deprem hasarı ile ilgili pek güvenilir bir kaynak yoktur. Ancak Gaziköy, Gelibolu ve Çanakkale boğazında bazı hasarların gözlendiği rapor edilmesine rağmen bu izlenimler 5 Ağustos 1766 -Mürefte artçı depremiyle ilişkili olabilir.

Bu depremde gözlenen yıkımlar İstanbul'un doğusunda daha çok İzmit Körfezi'nde yoğunlaşmıştır. Bölgede ki birçok kasaba ve köy de ağır hasarlar gözlenmiştir. Yaklaşık iki dakika kadar sürdüğü rapor edilen bu depremde İzmit Mehmet Bey camisinin kubbesi ve Çalık Ahmet camisinin duvarlarının yıkıldığı ve depremden sonra gözlenen deniz dalgalarının (tsunami dalgalarının) limanları kullanılamıyacak derecede yıktığı rapor edilmektedir.

Marmara Denizi'nin güneyinde Karamürsel'in batısında birçok köydede (Hersek) ağır hasarlar gözlendiği bilinmektedir.

Bu deprem Bozcaada, Selanik, İzmir ve güney Balkan'larda -Sırp kaynaklarına göre- İstanbul'un 240 km kuzey-kuzeybatısında yer alan Aytos'da hissedilmiştir.

Galata, Boğaziçi ve Mudanya kıyı şeridinde deniz seviyesinde yükselmeler gözlenmiş ve Marmara Denizi'ndeki küçük adacıkların yarı-yarıya suların altında kaldığı rapor edilmiştir.

Depremden yaklaşık iki ay kadar sonra inşaat malzemeleri, bina ustaları Midilli'den Kayseri'ye kadar uzanan geniş bir bölgeden getirilerek yapım ve onarım çalışmaları başlatılmıştır. Birçok kamu (idare) binası yıkılarak yeniden yapılmış ve Fatih Sultan Mehmet camisi ancak 5 Mayıs 1771'de kullanıma açılabilmiştir.


1894 İstanbul Depremi

İstanbul, bundan 105 yıl önce 10 Temmuz 1894'te, "pek çok tahribata ve can kaybına sebep olan" bir deprem yaşadı. Tarihi kaynaklarda "büyük hareket - i arz" diye isimlendirilen bu deprem, Rumi 1310 yılına rastladığından, İstanbul halkı arasında, "1310 zelzelesi" diye anılır olmuştu.

İstanbul'da, son şiddetli deprem, 1984 yılının 10 Temmuz gününe rastlar. Kayıtlara göre, öğle üzeri, 12:20'de ya da 12:25'te, müezzinlerin ezan okuduğu bir sırada, önce hafif bir sarsıntı ile kendisini hissettirmiş, güney batıdan kuzey doğuya ve aşağıdan yukarıya olmak üzere, bunu daha şiddetli sarsıntılar takip etmişti.İstanbul halkı dehşet içinde sokaklara dökülmüş, "Allah, Allah" nidaları her tarafta duyulmaya başlamıştı.Deprem Marmara Denizi'nde de şiddetli dalgalarla kendini duyurdu. Denizdekiler mavnalardan, balıkçı teknelerinden, Şirket - i Hayriye vapurlarından kente baktıklarında, çöken binalardan yükselen toz bulutlarını görmüşlerdi.

Deniz geri çekiliyor!

Marmara sahillerinde deniz önce 200 metre geriye çekilmiş, sonra şiddetli dalgalar halinde karaya vurmuş, kıyılardaki kayıklar, tekneler parçalanmıştı.İstanbul halkı, kendini sokaklara dar atmış; evlerde, dükkanlarda hiç kimse kalmamış, herkes geceyi dışarıda geçirmişti. Kent, büyük bir yıkıma uğramıştı.

Kapalıçarşı çöküyor!

Kapalıçarşı kelimenin tam manasıyla "bir facia yeri" idi. Öğle vaktinin halk ve esnaf kalabalığı, çarşının sokaklarından dışarı fırlamaya çalıştı. Fakat sarsıntılardan kapılar kapanmış ve Kapalıçarşı'nın duvarları, içeride kalanların üzerine çökmeye başlamıştı. Sonunda, Kapalıçarşı'nın kubbeleri de çöktü! Sirkeci de yerle bir olmuştu. Bitpazarı, çadırcılar, yağlıkçılar, Yeniçeriler Çarşısı, Bodrum ve Kellekesen hanları yıkılmıştı. Uzunçarşı, Tahtakale, kutucular, kantarcılar baştan başa harabeye dönmüştü. Gedikpaşa, Kadırga, Kumkapı, Yenikapı, Langa ve Samatya'da yüzlerce ev yıkılmış, Adalar'da da büyük tahribat olmuştu. Heybeliada'daki Ruhban Okulu dahil, birçok büyük bina, hasar görmüştü.

Camilerin minareleri

İstanbul'un camileri de depremden nasiplerini aldılar: Edirnekapı, Mihrimah, Kariye camilerinin minareleri yıkıldı; Nuruosmaniye'nin girişi çöktü. Kentte, depremle birlikte, yer yer büyük yangınlar da çıktı. Ancak ilginçtir, Beyoğlu'ndaki yapılarda, bir hasar meydana gelmedi. 11 Temmuz 1894 tarihli Sabah gazetesi, depremi şu satırlarla bildiriyordu: "Dün sabah beşe çeyrek kala (öğleye doğru), şehrimizde evvela hafifçe bir hareket - i arz hissedilmesini müteakip gayet şiddetli bir darbe ile her taraf sarsılmaya başlamıştır." Sonraki satırlarda gazete, depremin "10 - 12 saniye kadar" sürdüğünü, "şiddetli darbeden bir çeyrek kadar sonra, kısa fasılalarla dört defa daha hareket olduğunu" ayrıca akşama doğru, "iki hareket daha" yaşandığını bildirir. İstanbul'da Fransızca yayımlanan Moniteur Oriental gazetesi de aynı gün, şu satırlara yer verir: "Dün saat 12:25'te yaklaşık yarım dakika süren şiddetli bir yer sarsıntısı bütün kentte, tarifi imkansız bir paniğe yol açtı."

Taksim civarında

Taksim civarındaki mezarlık ve bahçeleri gezen Moniteur muhabiri "her sınıf ve tabakadan insanla, karışık alaca bulaca kalabalağı" anlatır. Şunları yazar: "En yüksek sınıftan kadınların, saç baş dağınık, ürküntü içinde veya üstlerine yalnızca bir sabahlık, bir kombinezon veya jüponla kaçtıkları görülebiliyordu. Her yerde çığlıklar, gözyaşları, ağlamalar, sinir krizleri, bayılmalar, Allah'a, Meryem'e yakarmalar duyuluyordu."

Avrupa basını

Avrupa basını da "1310 zelzelesi"ne geniş ver verdi. Fransız L'Illustration dergisi, depremin Parc Saint - Maur gözlemevi tarafından saat 10.50'de kaydedildiğini (Paris saatiyle) bildirmişti. L'Illustration depremle ilgili görgü tanıklıklarına da yer vermiş ve fotoğraflar da yayımlamıştı. Devir, Abdülhamit devri idi; Şehremini Rıdvan Paşa'nın başkanlığında bir "komisyon" kuruldu. Yardım çalışmaları başladı. Ama ortada, anlatılması güç bir kargaşa vardı. İdare - i Mahsusa ve Şirket - i Hayriye olağanüstü seferler organize etti. Şirket'in memurları, iskelelere yığılan çılgın kalabalığı biletsiz olarak Boğaz ve Rumeli - Anadolu kıyıları arasında taşıdılar. "1894 Depremi", Bizans'tan günümüze, İstanbul tarihinin en büyük depremi olmasa bile, "son şiddetli deprem" unvanını taşır. Ayrıca İstanbul'da, can ve mal kaybına yol açan 29 deprem arasında, en çok incelenip araştırılmış sismik olaydır.

Aletsiz rasathane

Depremin merkez üssü, İzmit Körfezi boyunca Adapazarı'ndan Çatalca'ya uzanan hat üzerindeydi. Uzun ekseni 175 kilometre, kısa ekseni de Katırlı - Maltepe arasındaki 39 kilometrelik hat olmak üzere, bir elips içinde kalan bölge, depremden birinci derecede etkilendi. Her ne kadar, depremin "9" şiddetinde olduğu söylenmişse de, bunun günümüzün Richter ölçeğindeki 9 şiddetine eşit olduğu kuşkuludur. Çünkü o tarihte, İstanbul'da bulunan ve Kumbari Efendi'nin yöneticisi olduğu tek rasathanenin sismik ölçümler yapabilecek araçları yoktu.
(Fetvacı / Orhan Koloğlu, 22 Ağustos 1999, Milliyet'ten alınmıştır.)

Deprem nedir?

Yerkabuğu içindeki kırılmalar nedeniyle ani olarak ortaya çıkan titreşimlerin dalgalar halinde yayılarak, geçtikleri ortamları ve yer yüzeyini sarsma olayına deprem denir. Deprem, insanın hareketsiz kabul ettiği ve güvenle ayağını bastığı toprağın da oynayacağını ve üzerinde bulunan yapıların hasar görüp, can kaybına uğratacak şekilde yıkılabileceğini gösteren bir doğa olayıdır.

Deprem nasıl oluşur?

Depremlerin önemli bir bölümü yeryüzünden yaklaşık 670 km. derinliklere kadar uzanan elastik “üst manto” içinde meydana gelmektedir. Bu derinlikten daha derinlerde sıcaklık 400 derecenin üzerinde olduğu için, yer değiştirme hareketi depreme neden olmadan, “krip” denilen yavaş plastik şekil değiştirme enerjisi şeklinde yutulur. Buna karşılık elastik üst kısımda ise, her yıl olması gereken birkaç cm.’lik yer değiştirme, yüzyıllarca birikir ve sonrasında birkaç metrelik yer değiştirme halinde büyük bir depremle ortaya çıkar.

Depremin değişik türleri var mıdır?

Depremler oluş nedenlerine göre değişik türlerde olabilir. Levhaların hareketi sonucu olan depremler genellikle 'tektonik' depremler olarak nitelenir ve bu depremler çoğunlukla levhaların sınırlarında oluşurlar. Yeryüzünde olan depremlerin yüzde 90’ı bu gruba girer. Volkanların püskürmesi sonucu oluşan depremler ise 'volkanik' depremlerdir. Yerin derinliklerinde ergimiş maddenin yeryüzüne çıkışı sırasında, fiziksel ve kimyasal olaylar meydana gelir ve bunun sonucunda oluşan gazlar, patlamalara neden olarak bu tür depremleri meydana getirir. Yanardağlarla ilgili olduklarından yereldirler ve önemli zararlara neden olmazlar. Yer altındaki boşlukların (mağara), kömür ocaklarındaki galerilerin, tuz ve jipsli arazilerde erime sonucu oluşan boşlukların tavan blokunun çökmesi ile meydana gelen depremlere ise 'çöküntü' depremleri adı verilir.

Fay ne demektir?

Yer altında, iki bloğu birbirinden ayıran bir bölgedir. Uzunluğu santimetrelerle de ölçülebilir, binlerce kilometre de olabilir. Depremlerin büyük çoğunluğu, aslında bir çatlak olan bu fay hattının sağ ve sol tarafında kalan blokların, belirli periyodlarla hareket ederek yer değiştirmesinden meydana gelir.

Fayların da çeşitleri olur mu?

Faylar genellikle hareket yönlerine göre isimlendirilirler. Daha çok yatay hareket sonucu meydana gelen faylara 'doğrultu atımlı fay' denir. Fayın oluşturduğu iki ayrı bloğun birbirlerine göreli olarak sağa veya sola hareketlerinden de bahsedilebilir ki; bunlar sağ veya sol yönlü doğrultulu atımlı faylara bir örnektir. Düşey hareketlerle meydana gelen faylara da 'eğim atımlı fay' denir. Fayların çoğunda hem yatay, hem de düşey hareket bulunabilir.

Deprem sırasında fay hattında ne olur ?

Deprem, fay hattı üzerinde meydana gelir. Aslında bir çatlak olan bu hattın sağ ve sol tarafında kalan blokların belirli yönlere doğru kaymaya başlamasıyla, çatlak genişler.

Depremde 'yer yarılması' neden olur ?

Fay hattı çatlağının genişlemesinin yüzeye kadar çıkması, yer yarılmalarını meydana getirir. Ancak bu durum bütün depremlerde görülmeyebilir.

Hangi depremlere büyük, hangilerine küçük depremler denir?

Richter ölçeğine göre 7-7.99 şiddetindeki depremlere büyük deprem, 2 ve daha küçük şiddettekilere de küçük depremler denir.

Ana şok ne demektir?

Öncü depremlerle artçı depremler arasında meydana gelen ve hepsinden daha şiddetli olan depreme ana şok veya deprem denir.

Öncü deprem nedir?

Bazen büyük bir depremden önce küçük sarsıntılar olur. Bu küçük sarsıntılara öncü depremler denir.

Artçı deprem nedir?

Büyük bir depremden sonra belli bir süre daha, çok sayıda küçük sarsıntılar olur. Bunlara artçı depremler denir.

Artçı depremlerin de zararları olabilir mi?

Artçı depremler ana şoktan sonra ortalama 2-3 ay kadar sürebilir. Ancak gün geçtikçe artçı depremler hem seyrekleşir, hem de şiddetleri azalır. Ana şokta yıkılmamış bile olsalar, önemli hasar görmüş olan binalar bu artçı depremlerde yıkılabilirler.

Tsunami ne demektir?

Odağı deniz dibinde olan 'derin deniz' depremlerinden sonra oluşan ve bazen kıyılarda büyük hasarlara neden olan çok büyük dalgalara Tsunami denir. Deniz depremlerinin çok görüldüğü Japonya’da Tsunami’den 1896 yılında 30.000 kişi ölmüştür.

Odak noktası (hiposantr) nedir?

Odak noktası; yeraltında deprem enerjisinin ortaya çıktığı, yani depremin başladığı noktadır. Bu noktaya iç merkez de denir. Gerçekte enerjinin ortaya çıktığı yer bir nokta değil bir alandır, ama pratik uygulamalarda nokta olarak kabul edilmektedir.

Dış merkez (episantr) nedir?

Yeraltındaki odak noktasının, yer üzerindeki izdüşümüdür. Burası depremin en çok hasar gören veya en kuvvetli hissedildiği nokta, daha doğrusu alandır. Depremin merkez üssü de denen dış merkez alanı, depremin şiddetine bağlı olarak çeşitli genişliklerde olabilir. Büyük bir depremde bu alan, bazen yüzlerce kilometreyle ifade edilebilir.

Odak derinliği nedir?

Depremde enerjinin açığa çıktığı odak noktasının, yeryüzünden en kısa uzaklığı, depremin odak derinliği olarak adlandırılır. Depremler odak derinliklerine göre sınıflandırılabilirler. Bu sınıflandırma tektonik depremler için geçerlidir. Yerin 0-60 km. derinliğinde olan depremler sığ deprem olarak nitelenir. Yerin 70-300 km. derinliklerinde olan depremler orta derinlikte olan depremlerdir. Derin depremler ise 300 km.’den fazla derinlikte meydana gelir. Türkiye’de olan depremler genellikle sığ depremlerdir. Derin depremler geniş alanlarda hissedilir, ancak yaptıkları hasar azdır. Sığ depremlerde ise hasar daha fazla olur.

Deprem şiddeti nedir?

Herhangi bir derinlikte meydana gelen depremin, yeryüzünde hissedildiği bir noktadaki etkisinin ölçüsü olarak tanımlanır. Diğer bir deyişle depremin şiddeti; onun yapılar, doğa ve insanlar üzerindeki etkilerinin bir ölçüsüdür. Şiddet, depremin kaynağındaki büyüklüğü hakkında doğru bilgi vermez.

Şiddet cetveli ne demektir?

Depremin şiddeti şiddet cetvellerine göre değerlendirilir. Diğer bir deyişle deprem şiddet cetvelleri, depremin etkisinde kalan canlı ve cansız her şeyin depreme gösterdiği tepkiyi değerlendirmektedir. Bir deprem oluştuğunda, bu depremin herhangi bir noktadaki şiddetini belirlemek için, o bölgede meydana gelen etkiler gözlenir. Bu izlenimler şiddet cetvelinde hangi şiddet derecesi tanımına uygunsa, depremin şiddeti, o şiddet derecesi olarak değerlendirilir.

Deprem büyüklüğü (Magnitüd) nedir?

Deprem sırasında açığa çıkan enerjinin ölçüsüne göre tanımlanır. Enerjinin doğrudan doğruya ölçülmesi olanağı olmadığından, Amerikalı Prof. C. Richter tarafından 1930 yıllarında bulunan bir yöntemle, depremlerin aletsel bir ölçüsü olan 'Magnitüd' tanımlanmıştır. Richter, depremin dış merkezinden 100 km. uzaklıkta ve sert zemine yerleştirilmiş özel bir sismografla kaydedilmiş zemin hareketinin mikron cinsinden ölçümüdür.

Richter ölçeği nedir?

Depremlerin şiddetini ölçmek için Richter ölçeği kullanılır. Şiddet ölçüleri öylesine ayarlanmıştır ki, ölçekteki her birim, enerji olarak bir öncekinin 30 katıdır. 2’lik şiddet çok zor hissedilir. Oysa 7’lik şiddet büyük bir alanda yıkıcı etkiye sahip depremin alt sınırıdır.

Günümüzde kaç çeşit şiddet cetveli kullanılıyor?

Günümüzde 'Mercalli' ve 'Medvedev-Sponheur-Karnik' cetvelleri kullanılır. Her iki cetvel de XII şiddet derecesini kapsar.


Şiddet derecelerine göre depremler ne gibi hasarlara neden olur?

I. derece: İnsanlar tarafından hissedilmeyip, ancak duyarlı sismograflar tarafından kaydedilir.

II. derece: Üst katlarda hareketsiz birkaç kişi tarafından sezilebilir. Asılı cisimler sallanabilir.

III. derece: Kapalı yerlerde, özellikle üst katlarda hissedilir. Duran otomobiller sallanabilir.

IV. derece: Kapalı yerlerde hissedilir. Tabaklar ve pencere camları tıkırdar, duran arabalar sallanır. Binaya çarpan ağır bir kamyon gibidir.

V. derece: Hemen herkes tarafından hissedilir, uyuyanların çoğu uyanır. İnce cisimler kırılır, sıvalar çatlar, ağaçlar sallanır.

VI. derece: Herkes tarafından hissedilir, çoğu dışarı fırlar. Az zarar veren bu şiddetteki depremde ağır eşyalar hareket eder, biraz sıva dökülür.

VII. derece: Herkes dışarı koşar. Standart binalarda az, standartın altındakilerde çok hasara neden olur. Otomobil kullananlar tarafından da hissedilir.

VIII. derece: Sağlam yapılı binalar az, sıradan olanlar çok zarar görür. Baca ve anıtlar yıkılır. Otomobil kullananlar çok etkilenir.

IX. derece: Bütün binalar çok hasar görür, temeller kayar. Yerde yarıklar oluşur.

X. derece: Sağlam yapılı ahşap ve taş yapılar yıkılır. Tren yollarında raylar eğrilir, toprak çatlar, toprak kaymaları, nehir taşmaları görülür.

XI. derece: Çok az taş yapı ayakta kalır. Köprü ve yeraltı boruları parçalanır. Toprakta geniş çatlaklar, çöküntüler meydana gelir.

XII. derece: Toplu zarar görülür. Toprak dalgaları, deniz dalgaları gibi görünür. Görüş çizgisi bozulur.


Bir deprem merkezinin konumu nasıl saptanır?

Bir deprem merkezinin konumu, üç kayıt istasyonu tarafından, uzaklığı saptanarak bulunur. Her istasyon P ve S dalgalarının değişik varış zamanlarını kaydeder ve deprem merkezinden uzaklığın ölçülmesini sağlayan bir grafik kullanır. Bu uzaklık daha sonra her istasyon çevresinde birer dairenin yarıçapı olarak alınır. Deprem merkezi bu üç dairenin kesişme noktasında yer alır.

Deprem dalgası nedir?

Depremi oluşturan faylanma ile birlikte, odaktan çeşitli türlerde sismik dalgalar yayılır. Sismik dalgalar başlıca iki türdür. Birincil (P) dalgalar sıkıştırma dalgalarıdır ve kaya taneciklerinin bir sarmal yay gibi öne arkaya titreşmelerine yol açar. İkincil (S) ya da makaslama dalgaları, taneciklerin titreşen bir gitar teli gibi dalga yönüne dik açıyla gidip gelmelerine neden olur. P ve S dalgaları yüzeye vardıkları zaman uzun dalgalara dönüşür ve bunlar ya yüzey boyunca dalga yönüne dik açıyla yatay olarak titreşerek ya da deniz dalgaları gibi hareket ederler. Sismik dalgaların izlediği yol, kayaların yoğunluğuna göre değişir ve merkezden uzaklaştıkça eğilir. Birincil (P) dalgalar gaz, sıvı ve katıların içinden geçebilir. Bunlar en hızlı olanlardır ve basıncın doğurduğu koşullar yüzünden mantodan geçerken hızlarını artırırlar. Bu dalgalar, dış çekirdekte yavaşlayıp, iç çekirdekte hızlanırlar. İkincil (S) dalgalar yalnızca katılardan geçer ve erimiş haldeki yoğun çekirdeğe giremezler. Dalgalar aşağı indikçe artan yoğunluktaki tabakalarla karşılaşır ve onlar tarafından kırılarak ya da bükülerek, eğik yollar çizerler.

Sismografi nedir?

Depremin nasıl oluştuğunu, deprem dalgalarının yeryuvarı içinde ne şekilde yayıldıklarını, ölçü aletleri ve yöntemlerini, kayıtların değerlendirilmesini ve deprem ile ilgili diğer konuları inceleyen bilim dalına denir.

Sismograf nedir?

Sismograflar sismik dalgaları saptayan ve kaydeden araçlardır. Sismografların çoğunda, deprem sırasında aracın geri kalan kısmı hareket ederken, hareketsiz duran sabit bir kütle bulunur. Bazı sismograflar yatay, bazıları dikey hareketleri saptar. Dalgaların izi hareketli bir kağıt şerit üstüne, titreşen bir kalem tarafından çizilir. P ve S dalgalarının varışları arasındaki süre hesaplanabilir ve bir grafiğe geçirilen bu süre, istasyonla deprem merkezi arasındaki uzaklığı verir.

Deprem olacağı önceden bilinir mi?

Hayır. Deprem herhangi bir yerde ve zamanda olabilir. Ancak önceden bilinemese de, meydana gelebilecek hasarlar, yıkımlar, can kayıpları en aza indirilebilir. Bunun için evlerin, iş yerlerinin ve insanların, depreme karşı her an hazır durumda olmaları gerekir.

I., 2. ve 3. derece deprem bölgesi ne demektir?

Geçmiş dönemdeki depremler ve fayların konumlarının incelenmesi soncunda deprem bölgeleri belirlenmiştir. Bölgelere taşıdıkları risk oranına göre numaralar verilir. En fazla deprem riski taşıyan bölge, I. derece deprem bölgesi olarak adlandırılır. Derece yükseldikçe risk azalır.

Depremler önceden belirlenebilir mi?

"Depremler önceden tahmin edilebilir mi? Sorusu bir çok kişi tarafından bilim adamlarına yöneltilmektedir. Bu sorunun katı bir bilimsel değerlendirme içindeki yanıtı "hayır"dır. Ancak, bu yanıta karşılık, bilim adamlarının dikkatini çeken ve deprem habercileri olarak da nitelendirebileceğimiz bazı ilginç olaylar deprem öncesinde gözlenmiştir(Dr.Philip WATTS, CALTECH)."

Mevcut bilimsel olanaklarla, oluşabilecek bir depremin zamanı ve tam olarak koordinatları bilinememektedir.Ancak Dr.Watts'ında ifade ettiği gibi deprem öncesinde doğada ilginç olaylar gözlenmekte, yerküre içerisindeki jeolojik ve jeofizik değerler değişmektedir.Günümüzde, doğadaki bu olaylar ve yerküre içerisindeki bu değişimler belirli zaman aralıklarında izlenmekte, incelenmekte ve ölçülmektedir.Bu işlemler sonucunda da son derece kompleks olan bu doğa olayının önceden belirlenebilmesine yönelik çalışmalar sürmektedir. Ancak, günümüzde olası bir depremin koordinatlarını(yerini), zamanını ve büyüklüğünü önceden belirleyen bir teknoloji veya yöntem yoktur.

Depremleri önceden tahmin etme konusunda Dünya'da tek sayılabilecek çalışma 1975 yılında Haicheng'te(Mançurya/ÇİN) meydana gelen depremdir. Şehrin %90'ının yıkılmasına karşın can kaybı olmamıştır.

Depremlerin önceden belirlenebilmesi için kullanılan ve gözlenen olaylar şunlardır; yerkabuğu biçim değişiklikleri, eğim değişimi, öncü depremler, mikrozoning, odak derinliği, fay sürünmesindeki değişim, deprem dalga hızları, yer manyetik alanındaki değişimler, özdirenç, doğal elektrik alan, yeraltı su düzeyi, kuyu ve kaynak sularında radon gazı oranı, petrol kuyularında verim değişimi, yeraltı suyu içeriğindeki değişimler, tsunamiler, sudaki kimyasal değişimlerin izlenmesi gibi jeofizik jeolojik ve jeokimyasal yöntemler kullanılmaktadır.Ayrıca bazı hayvan ve bitki davranışlarını da esas alan araştırmalar mevcuttur.

Depremlerin önceden belirlenmesi araştırmaları kapsamında, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ile TÜBİTAK-Marmara Araştırma Merkezi arasında 18 Nisan 2001 tarihinde imzalanarak yürürlüğe giren, 2002 ve 2003 yıllarında uygulanan ve yine 2004 yılında da devam edilmesi planlanan işbirliği protokolü gereğince Marmara Bölgesi'nde olası deprem etkinliğine bağlı olarak soğuk/sıcak su kaynaklarında fiziksel ve kimyasal parametrelerin değişimi ile sismoloji, GPS (GPS ölçüm profillerini görebilmek için tıklayınız..) ve Uydu (sıcaklık) verileri yardımıyla, kabuk deformasyonlarını işaret eden bazı parametrelerin izlenmesi ve bu parametrelerdeki anomalilerin, eğer varsa depremlerle olası ilişkilerinin saptanması projesi uygulanmaktadır. Marmara Denizi'ni çevreleyen kara alanında aktif faylar boyunca ve/veya yakın çevresinde stratejik konuma sahip soğuk ve sıcak su kaynaklarında kurulacak olan en az 16 hidrolojik, 8 adet toprak radon gazı ve 3 adet su içerisinde radon gazı ölçüm istasyonundan alınan veriler günlük bazda ölçüm yoluyla izlenecektir. Bu projeden; deprem öncesi kabuk hareketlerinin, yüzeye çıkan suların fiziksel ve/veya kimyasal özelliklerinde ölçülebilir ve güvenilir değişikliklere (anomalilere) neden olduğunun saptanabilmesi durumunda, yetkilileri depreme karşı uyarma ve gerekli tedbirlerin alınmasını sağlama gibi ölçülemez yararlar sağlanacaktır.

Doğada ve hayvanların davranışlarında meydana gelen değişimlerin, 1 saat ile 3 ay öncesinden depremi haber verdiğine inanılıyor.

Plajda yengeçlerin dolaşması, tavşan ve farelerin direklere tırmanması, fay hattının bulunduğu bölgede oluşan ani sis, denizin çarşaf gibi düz olması deprem belirtisi olarak değerlendiriliyor.


Depremden 1-3 gün önce böcek ve hayvan davranışlarında, 1 saat-1 hafta önce gökyüzünde, 1-3 ay önce bitki ve ağaçlarda, 1 saat-2 hafta önce deniz ve göllerde, 1 saat-3 ay önce yeraltı sularında çeşitli değişiklikler gözleniyor.

Çoğu zaman anlam verilemeyen bu değişimler şöyle sıralanıyor: 'At, eşek ve inekler iplerini koparıyor, ahır kapılarından dışarı çıkmak istiyor ve tepelere doğru koşuyorlar. Tavşan ve fareler binaların üst katlarına kaçışıyorlar, direklere tırmanıyorlar ve yere inmek istemiyorlar. Domuzlar toprağı delicesine eşeliyorlar. Kediler, kutu ya da çöp bidonu içine giriyorlar, top gibi sıkışıp titriyorlar. Köpekler, korku dolu hiç durmadan havlıyorlar. Balıklar, göl ya da deniz tabanının ısınması sonucu yüzeye yakın yüzüyor, nedensiz bir şekilde ölüyor ve karaya vuruyorlar. Ördek, kaz ve kuğular, göle girmek istiyorlar. Göldekiler de ölüyor. İpek böcekleri arka arkaya diziliyorlar. Yengeçler plajda dolaşıyor. Martılar gruplar halinde karaya doğru uçuyorlar. Karada da gürültülü bir şekilde bağırarak çember oluşturarak uçuyorlar. Büyükbaş hayvanlar ise depremden 3-4 gün önce elektromagnetik ışınlardan etkilenmeye başlıyorlar.'

Karıncalardan haber var

Deprem öncesi değişen hayvan davranışlarından en önemlisi karıncalarda görülüyor. Bir apartmanın üçüncü katında aniden çoğalan karıncaların dikkatlice izlenmesi öneriliyor. Çünkü, karıncalar deprem öncesi yuvalarını terk ediyor, ateş üstünde gibi yürüyor, zincir oluşturuyor ve küme küme toplanıyorlar. Kümelerdeki karıncaların yüzde 80’inin ölmesi depremin 6.5-7 şiddetinde olacağına işaret ediyor.

Gökyüzündeki değişimler

Güneşin doğuşunda ve batışında ortaya çıkan ışık huzmeleri, depremden önce görülüyor. Yanan bir kibrit alevi gibi alev topu gözleniyor. Fay hattının kırılacağı bölgeyi ani bir sis kaplıyor. Olağan dışı mor, yeşil, kırmızı, mavi, pembe renkli yıldırımlar meydana geliyor. Açık havada yeşil, siyah ve mavinin egemen olduğu kısa gökkuşağı oluşuyor. Havada aşırı sıcak ve sıkıntı meydana geliyor. Parlak bir gökyüzü içinde yıldızlar elle tutulacak kadar yakın görünüyor. Yerden anlam verilemeyen bir uğultu duyuluyor.” Depremden 1-3 ay öncesinde ise meyve ağaçları erken çiçek açıyor ve erken meyve veriyor. Ot ve ağaçların dallarının yüzeyleri kızarıyor ve yanıyor.

Deniz ve göl değişimleri

Depremden 1-2 iki hafta önceden kıyıları deniz basar. 1-5 saat öncesinden deniz kıyıdan çekilir. 1-5 saat öncesine kadar çarşaf gibi düz olan denizde, gemi geçmiş gibi dalgalar oluşur. Deniz çarşaf gibi düzgün olur. Deniz, kuyu ya da gölde bolca hava kabarcığı görülür. Deniz tabanındaki ısınmadan dolayı suyun ısısı da normalin üzerine çıkar.

Yeraltı sularında değişim

Su basıncında 1-1.5 barlık artış meydana geliyor. Su olağan sıcaklığın 1-2 derece üzerinde ısınıyor. 1-2 hafta öncesinden yeni kaynak oluşuyor ya da var olan kaynak kuruyabiliyor. Karbondioksit, metan ve özellikle radon gazı içeriği artıyor, kuyuları sis kaplıyor. Suyun tadı acılaşıyor ya da tatlılaşıyor. Sudan çürük yumurta ve kükürt kokusu geliyor. Radon, civa, helyum, karbondioksit artışı gözleniyor. Su içinde hava kabarcıkları oluşuyor. Dere suları kesiliyor, kuruyor ya da çoğalıyor.


Memeliler

İnsan: İştahsızlık, mide bulantısı, kusma, burun kanaması, baş dönmesi, sinir bozukluğu, tansiyon yüksekliği, kalp rahatsızlığı, esneme. Devamlı uyuma isteği.

Köpek: Çok yüksek sesle, uluma ve ağlama, havlayarak sahibini bina dışına çıkarma, bir şey yememe, tek doğrultuda koşturup geri dönme, toprağı kazma, göğe bakma, yeri dinleme, sahibini ısırma, ortadan kaybolma, kümeleşme.

Kedi: Evi terk etme, ortadan kaybolma, huzursuz ve hazince ağlama, yavrusunu bina dışına taşıma, tırmanma, karın üzeri yerde sürünme, sahibinin kucağından inmeme, sahibini ısırma, yemek yememe. Kutu ya da çöp bidonu içine atlama. Top gibi sıkışıp, şiddetle titreme. Büyükbaş hayvanlar: 3-4 gün önce elektro magnetik ışınlardan etkilenmeye başlarlar.

Koyun: Hazince meleme, kümeleşme. İnek: Böğürme, kümeleşme, tek doğrultuda dizilme, otlaktan ahıra dönmemekte ısrar, sağılırken saldırganlaşma, sahibine yakın durma isteği.

At, eşek, inek: Tepinme, horuldama, sıçrama, çiftlikten kaçma. Ahır kapılarından dışarı çıkmak isteme. Tepelere doğru koşma.

Tavşan ve fare: Yapıların üst katlarına kaçışırlar. Direklere tırmanırlar. Yere inmek istemezler.



Kuşlar


Muhabbet Kuşu: Yüksek sesle ötme, çırpınma, gece bile uçma ve yürüme, yememe, neşeli ötmeme.

Martı: Çembersel olarak uçarlar.Gökyüzünde ağlama, gece bile denizden karaya doğru uçma, çatılarda kümeleşme.

Yarasa: Dinlenmeksizin daire çizerek uçmak.

Karga: Garip bir şekilde bağırma, pencerelere ve arabaların metalik kısımlarına pike yapma, hava sıcak olmasına rağmen çatılarda kümeleşme.

Kırlangıç: Dinlenmeksizin dairesel olarak uçma, göç zamanı olmamasına rağmen tek doğrultuda göç.

Ördek, kaz, kuğu: Göle girmek istemezler. Göldekiler ölebilir.

Horoz: Zamansız ötme, tek doğrultuda yukarı doğru sıçrama, telaşla çığlık atma, çırpınma.



Balıklar


Balıklar: Göl ya da deniz tabanının ısınması sonucu yüzeye yakın yüzerler. Yılan balıkları ortadan kaybolur.Balıklar nedensiz bir şekilde ölürler.

Sürüngenler


Yengeç: Plajda yengeçler dolaşır. Deniz diplerindeki doğal ortamları terk ederek deniz ortasında yüzme, deniz kıyısında ölü yengeç kümeleri.

Kertenkele: Evleri istila etme.

Yılan: Toprak altında çıkarak yeryüzünde kümeleşme.

Kurbağa: Neşeli ötmeme, doğal ıslak ortamlarından taş üstüne ya da kuru otlara çekilme, evlere kadar tırmanıp, camlara yapışma.

Böcekler

Sivrisinek: Ortadan kaybolma ya da aşırı çoğalma.

Sinek: Ortadan kaybolma, insanlara yapışma ve saldırgan biçimde ısırma, dönerek uçma ve vızıldama.

İpek: Arka arkaya dizilirler.

Arı: İnsanları saldırarak sokma, vızıldama.

Karınca: Yavrularıyla birlikte yuvayı terk etme ve ağaçlara tırmanma, evleri istila.

Örümcek: Evleri istila.

Çekirge: Hiç ötmeme, kümeleşme.

Hamam böceği: Üst kat evlere kadar çıkarak pencerelerde kümeleşme.

Yer solucanları: Ev içlerine girme.


Gökyüzü ve atmosfer


Işıma: Depremden hemen önce başlayıp deprem anına kadar görülen kırmızı, mavi ve yeşil renkli ışımalar.

Sis: Depremden birkaç saat önce siyah - gri renkle başlayıp deprem sırasında aniden bastıran yoğun şekilde sis.

Bulut: Depremden 1 ile 12 saat önce görülebilen çizgiler halinde dizilmiş bulutlar (Kenarları taras taras, saçaklı görünüşlü).

Gökyüzü: Kızıl, pembe, kırmızı, turuncu renkli gökyüzü 7'den büyük depremden bir iki ay önce, 4 büyüklüğündeki depremlerden ise 7 - 8 gün önce görülebiliyor.

Ay: Sönmüş ya da kırmızı renkli ay depremden bir gün önce ortaya çıkabiliyor.

Ateş topları: Ufo olarak yorumlanan kırmızı, mavi, yeşil ya da floresan lamba ışığı parlaklığında ateş topları bir ay öncesinde görülebiliyor. Sürekli ufolarla karıştırılan bu ışıma ve ışık oyunları tamamen çalışmalarımızı kapsayan bir tepkimedir.Faylardaki gerilmeden dolayı ortaya çıkan elektrik partiküller, ısı sonucu oluşan su buharına tutunarak yükselmeye başlıyor ve belli bir yükseklikte soğuk hava ile karşılaşan su buharı kaybolarak içindeki partikülleri serbest bırakıyor. Bu serbest bırakış esnasında oluşan ışıma daha çok gece görünebiliyor. Yüzlercesinin aynı anda gerçekleştirdiği bu olaydaki ışık sönümlenmesi, hızı insan gözü tarafından bir ışık topu gibi göründüğü için sürekli olarak ufo olayları ile karıştırılıp yanlış bilinçlenmelere ve tepkilere neden oluyor. Bu türden olaylar depremden kısa bir süre önce başlayıp, depremden sonra da bir miktar devam edip sonra bitiyor.

Yıldız: Yere çok yakın, çok sayıda ve çok parlak yıldızlar depremden bir gün önce ortaya çıkıyor.

Rüzgar: Aniden çıkan, çok şiddetli esen, yazın bile üşüten rüzgar depremden 10 - 12 saat önce ortaya çıkıp bir kaç dakika kala bitebiliyor.

Hava: Uzun süren aşırı sıcak, nemli, yağmursuz, rüzgarsız ve çok sıkıcı havalar.



Deniz ve kara


Deniz, kuyu, kaynak ve kaplıca sularında sıcaklık artışı, ani ve sebepsiz dalgalar, deniz dibinde hareketlenme, deniz suyu yüksekliğinde artış, deniz kıyısında çamurlaşma ve midye, yosun, balık ve ölü yengeçlerde birikim, deniz dip balıklarının denizin orta ve yüzeyinde yüzmesi, deniz kıyısında kümeleşmiş balıkların insanlardan ürkmemesi, kümeleşmiş yunus balıklarında panik halinde göç, depremden 7 - 8 gün önce balıkçı kayıtlarına göre yakalanan balık miktarında önemli bir artış. Karada toprak altından gelen deniz dalgası sesi.

Deniz ve göl


Su seviyesi: Alçalma, yükselme.

Su basması: Bir iki hafta önceden kıyıları deniz basar.

Su çekilmesi: 1 ile 5 saat öncesinden deniz kıyıdan çekilir.

Dalgalar: 1 ile 5 saat öncesine kadar çarşaf gibi düz olan denizde, gemi geçmiş gibi dalgalar oluşur.

Düz Deniz: Deniz çarşaf gibi düzgün olur.

Hava kabarcığı: Deniz ya da gölde bolca hava kabarcığı görülür.

Isınma: Deniz tabanındaki ısınmadan dolayı suyun ısısı da normalin üzerine çıkar.


Kuyu ve kaplıcalar

Terkiplerinde değişiklik, alçalma, ya da yükselme, ısı değişimi görülür.


Yeraltı suları


Su verimi: 1 ile 4 litrelik verim artışı olur.

Basınç artışı: Su basıncında 1-1.5 barlık artış olur.

Su sıcaklığı: Olağan sıcaklığın 1-2 derece üzerinde ısınır.

Yeni kaynak: 1 ile 2 hafta öncesinden yeni kaynak oluşur ya da var olan kaynak kuruyabilir.

Su gazları: Karbondioksit, metan ve radon gazı içeriği artar.

Su tadı: Su acılaşır ya da tatlılaşır.

Suda koku: Çürük yumurta ve kükürt kokusu gelir.

Su kimyası: İletkenlik, radon, cıva, helyum, karbondioksit artışı gözlenir.

Kabarcıklar: Su içinde hava kabarcıkları oluşur.

Dere suları: Kesilir, kurur ya da çoğalır.


Elektronik cihazlar

Kuvars saat: Şaşırtıcı bir biçimde normalden ileri ya da geri kalması.

Floresan lamba: Depremden birkaç dakika önce ani voltaj düşüklüğü Nedeniyle sönükleşme ya da ani parlama.

Telsiz: Parazitleşmeler nedeniyle konuşmaların dinlenememesi.

Telefon: Depremden birkaç dakika öncesinde telefonun kendiliğinden çalması.

Cep telefonu: Ani şarj bitmesi, tarihinde , saatinde değişmeler.Depremden birkaç dakika öncesinde cep telefonu üzerindeki küçük renkli lambaların, yanıp sönme frekansının değişimi, deprem sırasında ışık yayması.

Araba motoru: Depremden birkaç dakika önce çalışan motorda anlaşılmaz gürültü, motorun ters yönde döndüğünün fark edilmesi.

Oto teybi: Hafıza karışıklığı, kanal atlama.

Radyo: Parazitleşme, kendiliğinden kanal karışıklığı, yankılanma.

Televizyon: Depremden günler önce başlayan parazitleşme, kendiliğinden kanal atlama, ses şiddetinin kendiliğinden yükselip alçalması, uzaktan kumanda aletinin çalışmaması.

Video: Kapalı olmasına rağmen kendiliğinden açılıp kapanma.

Çamaşır Makinesi: Boşaltma motorunun çalışmaması.

Buzdolabı: Normalde çok sessiz çalışırken garip sesler çıkarma.

Pusulalar: Kendiliğinden ani sapmalar.


Bitkiler

Meyve ağaçları: Erken çiçek açar ve erken meyve verir.

Ot ve ağaç dalı: Yüzeyleri kızarır, yanar.

Erguvan ağacı: Ağaç yapraklarında normal döneminden önce sararma ve dökülme, bazı türlerinde kuruma.

Begonya: Saksı çiçeklerinde içe doğru kıvrılarak kapanmış ve buruşmuş yapraklar, normalde çiçek açarken deprem öncesindeki yaz çiçeklenme olmayışı.

Yaprağı Güzel: Yaprakların aniden solması, büzülmesi ve kuruması.

Çam ağacı: Yeni sürgün sayısında hızlı artış, dalların gövdeye bağlı kısımlarındaki yapraklarda deprem sonrasında yanık gibi kavrulma tespiti.

Paşa kılıcı: Yeni sürgün sayısında hızlı artış ve hızlı büyüme.

Afrika kökenli salon bitkileri ve akşam sefası: Suyu çekilircesine yapraklarda solma.


Son 2 saat belirtileri

Çevre dinlenmesi: Doğada tam bir sessizlik. Hayvan sesleri olmayacak. Uğultu kesin değil ama olabilir.

Gökyüzü izlenmesi: Gök cisimlerinin yakınlığı, gökte ya da yerde mavi, sarı alev topları.

Karıncaların banyo ve wc. lere hücumu ve bir zincir halinde yukarılara , çatıya doğru tırmanmaları. M 7 üstü beklendiğinde % 90 ının kendiliklerinden ölümü.

Deniz analarının ışık saçması.

Denizde fay geçen yüzeyde görünümün düz, diğer tarafların dalgalı oluşu.

Deprem sisi. (Bildiğimiz sis görüntüsü)

MR çekilememesi.

Kuaförlerde fön çekilememesi (Saç tellerinde aşırı elektriklenme nedeni ile).

Mıknatısların asılı bulundukları yerden yere düşmesi. (M7 civarlarındakinde) . Genelde büyükçe bir mıknatıs buzdolabı kapağına yerleştirilerek gözlem yapılır.

Kaynaklar:

http://www.dohad.org/

http://www.adresdergi.com.tr/

http://www.ibb.gov.tr/

www.ogretmenlersitesi.com
SPONSOR BAĞLANTI

S O H B E T   O D A L A R I

 
 
KOLAY ERİŞİM Sohbet Odaları | Oyun | Mp3 Download | Logo Melodi | Rüya Tabiri | Hazir Sms Mesajlar | Güzeller Galerisi | İtiraf | Programlar | Msn Messenger |   iddaa | Sağlık |   Cinsellik  |   Astroloji |   Gazeteler  | Şarkı Sözleri | Sinema | Ekran Koruyucu | Biyografi | Yemek Tarifleri | Rehber | Tatil |  Aşk ve Sevgi | Videolar | Astroloji | Komik | Önemli Sayfalar |

Bu sitenin tüm hakları saklıdır. site içerisindeki içerikten yazarları sorumludur. izinsiz veya kaynak gösterilmeksizin kopyalanamaz, alıntı yapılamaz. Komsu.net © 2007