|
Ağlanacak halimize güleriz derler ya bizim
memleketin durumu da böyle. 70 milyon nüfusuyla,
16 milyonun üstünde işsiziyle, bir garip ülkedir
bizim memleketimiz ...
Nice kanlar dökülmüştür bu memleket için nice
canlar verilmiştir. Şimdi bir tarafta
yoksulluğun zavallı yüzü diğer tarafta
zenginliğin şaşanın eğlencenin sınırsızlığı....
En seçkin davetlerde görülür magazin dünyası
günlerce seyredilip günlerce konuşulur ... Bir
avuç insan topluluğu herşeyden önce kalır
belleklerde. Çocukların bile en iyi ezberlediği
şiirdir onların kimlerle nerede ne yaptığı.
Bizim kültürümüze ters düşen, ancak sanatçı diye
geçinen bu insanların yaptığı herşey normaldir.
Bazen imrenerek bazen kızarak bazen isyan ederek
seyredilirler. Basın onların her yaptığını
görüntüler ve yayınlar; gençlerin ve çocukların
ruh halini düşünmeden...
Basın sabahlara kadar kapısından ayrılmaz bu
insanların... artık onlar için özel yaşam diye
bir şey yoktur. Ne de olsa sanatçı topluma mal
olmuştur.
Kimdir sanatçı? Sanatçı topluma yön veren önde
giden sadece işiyle bir yerlere gelen insandır.
Peki bu insanların sanatçılıkla bir alakaları
varmı, bu insanlar ne yapıyor? Sadece yaptığı
işle mi gündeme geliyor? Bu insanlar
birbirleriyle sahte bir kavgaya girerek adeta
şov yapıyor ve bizde hayretle izliyoruz.
Aslında bu insanlarda suç yok.. neden mi?
Çünkü bu insanları yaratan ve onları izleyerek
gündemde tutan yine bizleriz. Peki yazılı ve
görsel basındada mı hiç suç yok?
Bu insanların her an peşinde olarak, her akşam
çeşitli kanallarda çeşitli programlar yapılarak,
bir mankenin nerde kiminle yakalandığını ya da
sürüklenerek dayak yediğini temcit pilavı gibi
tekrar tekrar gözönüne seriyorlar. Sadece
bununla kalmayıp haber bültenlerinin de 3'te 1'i
magazinden ibaret olduğu için, duymamak görmemek
bilmemek mümkün değil.
Daha henüz kendini geliştirmeden, belirli bir
eğitim almadan, hatta hatta 14-15 yaşında bir
Miss Model yarışmasına katılan lolitalara sorar
basın, "Bu memleketin çözümü için neler
yapılmalı?" Ya da yaşlarından çok tecrübesi olan
genç kızlara sorulur bazı abuk sorular...
Bizde seyredip güleriz onların aslında çocukça
ama yaşını aşan konulara verdiği cevaplarına...
Bu gibi konularda bülbül kesilen güzeller,
ilkokul sıralarında öğrenilen en basit ve
bilinmesi gereken sorulara bir türlü cevap
veremezler.
Kimdir bu insanlar, neden bizi bu kadar
ilgilendiriyorlar, neden biz merak ve heyecanla
onların hayatını seyrediyor ve konuşuyoruz.
Bizim insanımız bilim, tıp programlarını takip
etmek yerine bu insanların hayatını merak
etmekle geçiriyor ömrünü. Bu, insanımızın
haddinden fazla meraklı olmasından da
kaynaklanıyor.
Peki içinde bulunduğumuz şartların, işsizliğin
çaresizliğin, hastanelerdeki kuyruğun,okullarda
yeterli eğitim verilmemesinin üniversite mezunu
binlerce gencin boşta gezmesini oluşturan bu
düzenin hiçmi suçu yok.? Ne demek gerekiyor bu
durumda peki? Belki de bir şarkıyı dolamalıyız
dilimize "Düzen böyle, hiç söylenme " diye...
İnsanımız, siyasetin belirsizliğini oluşturan
ekonomik krizden dolayı, sürekli beklenti içinde
olmaktansa kendini kolay şeyler düşünmeye
yöneltiyor. Çünkü insanımız zor günler
yaşıyor.İnsanlar geçim sıkıntısı ve gelecek
korkusuyla yaşıyor. Kimsenin yarının neler
getireceği konusunda bir fikri yok. Magazin
dünyası ise almış başını gidiyor; eğlence, para,
sahte yaşamlar...... İnsanlar 3 kuruşa muhtaçken
magazin dünyasındaki insanlara, son model
arabalarla gezip en güzel giysiyi giyip en iyi
yerlerde yaşamak kalıyor.
Hayatımız o kadar magazin ve bu düzenin içindeki
yaşamlarla dolu bir hal aldı ki,
siyasetçilerimizden bile magazin dünyasında ünlü
kişilere, milletvekili adayı olmaları yönünde
teklifler gelmeye başladı. Skandallarla ve
kavgalarıyla gündemde olan bazı insanların, bu
memleketi temsil etmesi nasıl düşünülebilir
ki?...
Siyasilerin magazin gündeminde olan insanları
kullanarak reklam yapmak yerine, bu ülke için
kültürlü, okumuş, vatanını seven, yaratıcı,
yenilikçi insanlar olarak, ülkeyi çok daha iyi
yerlere getirmeleri gerekiyor.
Anlayacağınız çok daha uzun bir süre, magazin
dünyası ve bu dünyanın ön plana çıkmayı ne
olursa olsun her daim becerebilmiş
şahsiyetleriyle, bir arada olmaya devam
edeceğiz. Galiba magazin dünyası artık
yaşamımızın her karesine o kadar iyi bir şekilde
sinmiş ki, onu koparıp da bir yerlere
fırlatabilmek biraz zamanımızı alacak. Ne
diyelim, bizlerde buradan yakınmaya devam
edeceğiz demektir. Haydi hayırlısı!
|