24 Ağustos 1516 târihinde, Osmanlılarla Memlûklar arasında
meydana gelen savaş.
Osmanlı Sultanı Yavuz Sultan Selim Hanın, Ortadoğu’da
hâkimiyetini genişletmesi; Suriye, Filistin, Arabistan
Yarımadası, Mısır ve Kuzey Afrika’nın doğusuna hakim
Memlûklu Sultanı Kansu Gavri'yi (Kansuh el-Gûrî) harekete
geçirip, tedbir almaya sevk etti. 23 Ağustos 1514’te,
Çaldıran Meydan Muharebesi'nde, Yavuz Sultan Selim Hana
yenilip kaçan İran Safevî hükümdarı Şah İsmail ile ittifâk
kurdu. Yavuz Sultan Selim Han, haber alma teşkilâtı
vasıtasıyla Şah İsmail-Kansu Gavri ittifakını öğrenince,
Vezîr-i âzam Sinan Paşa'yı, kırk bin kişilik bir kuvvetle
Safevîler üzerine gönderdi. Sinan Paşanın, Diyarbekir’e
giderken, Fırat’ı geçmek için Memlûklar'dan izin isteyip de
iznin verilmemesi ve Kansu Gavri’nin elli bin kişilik
kuvvetle Halep’e gelmesi, harp sebebi sayıldı. Devrin
âlimlerinden Zenbilli Ali Cemâli Efendinin fetvasıyla sefere
çıkıldı. Yavuz Sultan Selim Han, dâhiyâne bir siyasetle,
Mısır devlet adamlarının bir kısmını ve Suriye ahalisini,
kendi safına almaya muvaffak oldu.
Yavuz Sultan Selim, Kansu Gavri’ye Halep’in kuzeyindeki
Mercidabık mevkiinde, meydan muharebesi için hazır olması
haberini gönderdi. Mercidabık’ta karşılaşan iki ordunun da
kuvvetleri eşit miktarlarda olup, altmış bin civarındaydı.
Osmanlılar, ateşli silahlar, teşkilat, kumanda heyeti, sevk
ve idare bakımından Memlûklardan üstündü. Memlûkların da
süvari kuvveti meşhurdu.
24 Ağustos 1516 sabahı, Osmanlı ordusu hilâl şeklinde bir
tertibat aldı. Ordunun merkezinde Yavuz Sultan Selim Han
olup, yanında Kapıkulu askeri ve önünde birbirine zincirle
bağlı üç yüz top bulunuyordu. Sağ kola Anadolu Beylerbeyi
Zeynel Paşa, sol kola da Rumeli Beylerbeyi Sinan Paşa
kumanda ediyordu. Memlûk ordusunun merkezine, yanında Halife
Üçüncü Mütevekkil olduğu halde Sultan Kansu Gavri, sağ kola
Halep Nâibi Hayırbay, sol kola da Şam Nâibi Sibay kumanda
ediyordu. Memlûklarda sultanın orduya, kumandanların da
Kansu Gavri’ye itimatsızlığı vardı. Osmanlı topçu ateşiyle
başlayan muharebeye, Memlûklar süvari taarruzu ile karşılık
verdiler. Muharebe başladıktan iki saat sonra, Memlûklar
bozguna uğradı. Öğleden sonra kesin netice alınarak, Memlûk
karargâhı, bütün ağırlığı ile Osmanlıların eline geçti.
Boğucu bir yaz sıcağında meydana gelen muharebeden kurtulan
Memlûk askerleri; Halep, Hama, Humus ve Şam’a kaçtı. Takip
edilen Memlûk kuvvetlerinden ele geçenler imha edilerek,
Kuzey Suriye bütünüyle zaptedildi. Ahalisi Sünnî olan
şehirler, Yavuz Sultan Selim Hanı ve Osmanlıları davet
ettiler. Suriye şehirleri, kendi rızalarıyla Osmanlı
idaresini tercih ettiğinden, ahaliye zarar verilmedi. Memlûk
Sultanı Kansu Gavri, savaş meydanında öldü. Abbasî halifesi
Üçüncü Mütevekkil, muharebeden sonra Yavuz Sultan Selim
Hanın yanına gelerek, sultandan çok hürmet gördü. Yavuz
Sultan Selim Han, 28 Ağustos'ta Halep’e 27 Eylülde Şam’a
gelerek Mısır’ın fethini gerçekleştirecek sefere
hazırlanmaya başladı.
Mercidabık’ta kazanılan zafer, Osmanlı Devletine dinî,
siyasî, askerî, iktisadî pek çok faydalar sağladı. Hilafetin
Osmanlı Hanedanına geçme yolu açıldı. Doğuda Osmanlı
Devletinin son rakibi Mısır-Memlûk Devleti, ortadan
kaldırılma safhasına getirildi. Suriye, Lübnan ve Filistin,
Osmanlı hâkimiyetine girdi. Mısır ve Arabistan Yarımadası
yolu açıldı. Güneydoğu Anadolu’nun zaptedilmesiyle, Anadolu
Türk birliği tamamlandı.