Rus çarlarından Birinci (Deli) Petro (1682-1725), İsveç
kralının Lehistan’da harp etmesinden faydalanarak, 1702
yılında ilk defa Fin Körfezine çıkarak bugün Petersburg
(Leningrad) şehrinin bulunduğu kıyıyı zaptetti. 1703’te, bu
kıyıda Deli Petro’nun adı ile Petersburg diye anılan şehir
kurulmaya başlandı. Lehistan Seferini bitirdikten sonra,
Rusya’ya harp ilan eden İsveç Kralı, Demirbaş lakaplı, XII.
Şarl (1697-1718), 1709’da Poltava Muharebesinde yenilince,
ricat (geri dönüş, geri çekilme) yolu kesilmiş olduğundan,
maiyetiyle beraber, Osmanlı topraklarına en yakın olan
Bender Kalesine sığındı. XII. Şarl’ı takip eden Çar
Petro’nun ordusu da Osmanlı sınırını geçerek tahribatta
bulundu.
Gerek bu tecavüze karşılık vermek, gerekse İsveç Kralının
Bender Kalesinden İstanbul’a gönderdiği yardım dileyen
mektupları ve Rusya’nın emellerine set çekmek için, Sultan
Ahmed Han, Rusya’ya sefer açtırdı. Vezîriâzam Baltacı Mehmed
Paşa, sefere Serdâr-ı ekrem (Başkumandan) tayin edildi. Yüz
bin kişilik Osmanlı ordusu, 9 Nisan 1711’de sefere çıktı.
Osmanlı donanması da üç yüz altmış gemiyle Karadeniz’e
açılarak, Azak Denizindeki Rus donanmasını imha ve Azak
Kalesini zaptetmek vazifesiyle denizden sefere katıldı.
Osmanlı ordusu, Prut adındaki Kıpçak boyunun adını taşıyan
Prut Nehri kıyısında Rus ordusuyla karşılaştı. Çar Deli
Petro kumandasındaki Rus ordusunun mevcudu, altmış bin
kadardı.
Osmanlı ordusunun öncüleriyle, Rus öncü kuvvetleri, Prut
Nehri karşı kıyısında nehir geçiş hazırlıkları içinde
karşılaştılar. Osmanlı öncü kuvvetleri, karşı kıyıda bir
köprü başı ele geçirdi. Emniyetle nehrin karşı tarafına
geçti. Bu sırada, düşman öncülerinin geri çekilme hareketini
sezen Baltacı Mehmed Paşa, kuvvetli bir süvari kolunu ileri
göndererek Ruslara ağır kayıplar verdirdi. Diğer taraftan
Kırım Hanı Devlet Giray da, 20 Temmuz günü Rus nakliye
kollarını basarak epeyce kayıp verdirdi. Ayrıca çeşitli eşyâ
ile dolu 600 arabayı da ele geçirdi. Bu suretle, Rus ordusu
ağırlıklarını tamamen kaybetti. Öğleden sonra Rus askerine
verilen istirahatten faydalanan Devlet Giray, Tatar
birlikleriyle Yaş yolunu kesince, Rus ordusu çok kötü duruma
düşürüldü. Kuzey, yani ricat hattı, Kırım atlıları; sağ
kanat da Çerkez Mehmed ve Salih paşaların emrindeki
sipahiler tarafından tutulunca, Rus ordusu artık tamamen
sıkıştırılmış bulunuyordu. Ruslar, ilk gün, topçu desteği
olmadan açıktan yapılan yürüyüşü, yeniçerilerin
gayretsizliği sebebiyle durdurmaya muvaffak oldular. Fakat
bu çarpışmalar sonunda, çarın hareket imkânları da tamamen
önlendi. Prut Irmağının karşı kıyısına da Cin Ali Paşa
komutasındaki Bender askerleri yerleştirilince, çevirme işi
tamamlanmış ve Osmanlı topçusunun mevzîlere girmesiyle de
Ruslar, büyük zayiat vermeye başlamıştı.
Ordusunun gıdasızlık yüzünden fena bir durumda olduğunu,
çemberden kurtulmanın imkânsızlığını ve zayiatının da git
gide artmakta olduğunu gören Petro, bir meclis topladı ve bu
mecliste Türklere sulh teklifinde bulunmayı kararlaştırdı.
Çarın müsaadesiyle Mareşal Şeremitiyev bir mektup yazarak,
resmen sulh teklif etti. Baltacı Mehmed Paşa, mektubu
getiren Rus subaylarının karnını doyurup tevkif ettirdi ve
Rus ordusunun bombardıman edilmesini, top ateşine ara
verilmemesini emretti.
Bunun üzerine Şeremitiyev, ikinci bir mektup yazarak daha
fazla kan dökülmeksizin sulh için bir karar vermesini
Baltacı Mehmed Paşaya tekrar rica edip, aksi takdirde canla
başla tekrar harp edeceklerini bildirdi. Serdâr-ı ekrem, 21
Temmuz’da, Şeremitiyev’den ikinci mektubu aldıktan sonra, bu
hususu görüşmek için Kırım Hanı ve ordu erkânını toplayıp,
sulh yapılıp yapılmaması hakkında görüştü. Topladığı heyete;
“Rus çarı sulh istiyor ve her ne talep edilirse vermeyi
kabul ediyor, ne dersiniz? Arzumuz gibi hareket ederse sulha
mı müsaade edelim, yoksa emanına bakmayıp harbe mi devam
edelim?” diye sordu. Kırım Hanı, sulha muhalif olmasına
rağmen, ordu erkânının ekserisinin; “Eğer istediğimiz
kaleleri bize teslim eder ve tekliflerimize razı olursa,
sulh yapmak kazançtır. Ayrıca yeniçeriler arasında savaşa
karşı bir isteksizlik sezilmesi ve maazallah fena bir
durumda savaşın bozgunla neticelenme ihtimali vardır” diye
mukabele ettiğinden sulha karar verildi. Ertesi gün ordugâha
davet edilen Rus murahhası Pyotr Şafirov ile görüşmelere
başlandı ve 22 Temmuz 1711’de antlaşma imzalandı. (Bkz. Prut
Antlaşması)
Bu antlaşma sırasında, Rus Çariçesi Katherina ile Baltacı
Mehmed Paşanın buluşmaları, tamamen hayal mahsulüdür. Devrin
hiçbir Türk ve Avrupa kaynağında, böyle bir iddia yoktur.
Prut Seferinden hemen sonra Baltacı’yı sadaretten
(sadrazamlıktan) düşürmek için çalışan devlet adamları dahi
böyle bir iddiada bulunmamışlardır. Bu tür iftiralar, edep,
ahlâk ve vatanperverliğin numunesi olan bazı Osmanlı
paşalarını gözden düşürmek isteyen veya onları da kendileri
gibi zanneden romancıların kaleminden çıkmış, uydurma
hikâyelerden öteye gidemez.