Osmanlı Devletinin, Avusturya imparatorluğuna karşı yaptığı
sefer (26 Mart - 13 Eylül 1663).
Osmanlı Devleti ile Avusturya arasındaki Erdel meselesi,
sürekli bir anlaşmazlık konusuydu. Erdel sınırındaki
sancakbeyi ve valilerin devamlı şikâyeti ve Avusturya
kuvvetlerinin sınır boyundaki saldırıları, Avusturya'ya
savaş açılmasına sebep oldu. Fazıl Ahmed Paşa, Serdar-ı
ekremliğe tayin edildi. Kırım Hanı Mehmed Giray da sefere
çağırıldı. Ordu, İstanbul'dan Edirne yoluyla Belgrad'a
geldi. Belgrad'da Avusturya elçileri Reninger ve Baron de
Goes, imparatorlarının barış isteğini bildirdiler. Fakat
Osmanlı Devletinin barış için ileri sürdüğü şartlar kabul
edilmeyince, Sultan IV. Mehmed Han, sefere devam edilmesini
emretti. Fazıl Ahmed Paşa, Avusturya başvekiline bir mektup
göndererek, Kanije karşısında yeni yapılan kalelerin
yıkılmasını, Erdel'den Avusturya askerinin çekilmesini
istedi. Osmanlı ordusu, başvekilin cevabını beklemeden
Zemlin tarafına geçti. Cephane ve diğer malzemenin bir kısmı
ince donanma ile yola çıkarıldı. Ordu, Drava ırmağı
kıyısındaki Osijek (Eszek) kasabasına vardığında, Avusturya
başvekilinin cevabı geldi. Mektupta, Osmanlıların yanına
gönderilen elçilerin barış yapmağa yetkili oldukları
bildiriliyordu. Elçiler, bunun üzerine Fazıl Ahmed Paşa ile
tekrar görüştüler. Ancak, bir anlaşmaya varılamadı.
Avusturya imparatoru Leopold, İsveç'ten yardım istedi.
Osmanlılar, hemen harekete geçtiler. Budin valisi Sarı
Hüseyin Paşa, Vezsprem taraflarına akın yaparak çok sayıda
esir ve ganimet elde etti. Ordu, Budin'e geldiği zaman,
Ahmed Giray kumandasındaki Kırım süvarileri, Osmanlı
kuvvetlerine katıldı. 16 Temmuz 1663'te Budin'de toplanan
savaş meclisinde, Uyvar üstüne yürünmesi uygun görüldü. 30
Temmuz 1663'te Osmanlı ordusu, Budin'den hareket ederek
Tuna'nın sol kıyısındaki Ciğerdelen sahrasına geçti.
Avusturyalılar, Osmanlı ordugâhına baskın yapmak istedilerse
de başarılı olamadılar; 6000 ölü ve 1000 kadar esir vererek
kaleye çekilmek zorunda kaldılar. Ciğerdelen'den hareket
eden Osmanlı ordusu, 15 Ağustos 1633'te Uyvar kalesini
kuşattı. Kalenin teslimi istendi; fakat olumlu karşılık
alınamadı. Avusturyalı general Montecuccoli'nin, Uyvar'a
yardıma geldiği öğrenildi; Kaplan Mustafa Paşa kumandasında
Tatar, Kazak, Eflak ve Boğdanlılardan meydana gelen 80 000
kişilik bir kuvvet, bunları yenilgiye uğrattı. Kuşatmanın
38. gününde (13 Eylül 1663) kale kumandanı bir elçi
yollayarak, teslim olacaklarını bildirdi.
Avusturyalıların teslim şartları şunlardı: 1. Mal ve
canlarına zarar gelmeyecek; 2. Ağırlıklarının taşınması için
araba verilecek; 3. Osmanlı ordusunun içinden geçilmeyecek;
4. Kaleyi iyi savunduklarına dair ellerine mektup verilecek;
5. Yanlarında yiyecek bulundurulacak; 6. Yaralılara
bakılarak, iyileşenler geri yollanacak; 7. Kaleden bayrak
açıp, trampet çalınarak çıkılacaktı. Teslim şartları uygun
bulundu. Kaplan Mustafa Paşa, kaledekileri Komarno adasına
götürdü. Yerli halka aman verildi. Kale, iyice onarılarak
içine yeteri kadar asker ve malzeme konuldu.